18 Haziran 2017 Pazar

Deliduman

         


         Deliduman
         Emrah Serbes
         İletişim Yayınları
        
         Tek başıma da kalsam, dünyanın bütün hükümetleri ve onlara oy verenler bana karşı da olsa, dünyanın bütün hükümetlerine karşı ayaklananlar ve onlara destek verenler bana karşı da olsa; bütün dünya, yedi milyar küsur insan tek tek bana karşı da olsa…
            On yedi yaşındaki Çağlar İyice konuşuyor. Kız kardeşi Çiğdem’i, onu meşhur etme ümitlerini, belediye başkanı dayısını, yakın arkadaşı Mikrop Cengiz’i, taşra muhabbetlerini, depresyonun eşiğindeki annesini, hiç unutamadığı dedesini, hatırlarken katlettiği babasını anlatıyor.
            Deliduman, dermansız ve güdük bir ilçeden haykırmaya başlıyor, İstanbul’a uzanıyor. Çocukluğumuzun, hatıralarımızın ve bütün sokaklarımızın üzerinden dangır dungur geçen imar ve para iştahına lanet! Riyakâr dünyaya, Allahsız sermayeye, martılara, küçük bir kızın kalbini kıranlara isyan ediyor. Barikatların arkasında, soluk soluğa, yapayalnız, erken kaybeden bir delidumanın öfkesini çemkiriyor.
            Emrah Serbes, zamanın ruhunu, Gezi’nin isyancılarını, hürriyetleri için öksürenleri, yerinde duramayanları, küfredenleri, ağlamayı unutmak için yumruğunu sıkanları resmediyor.
            Deliduman, büyük zamanın ve her zaman kenarda kalanların romanı.
            (Arka kapaktan…)

         Çağlar İyice’yi dinliyorsunuz kitap boyunca. Günümüz gençlerinin haleti ruhiyesini ve günümüz aile yapısını anlayabilmek için önemli olduğunu düşünüyorum.
Ben kitapta Gezi’ye dair daha fazla şey okuyacağımı düşünmüştüm ama o kadar fazla değinilmemiş. Zaten Çağlar İyice’nin yaşadığı Kıyıdere’den başlayıp sonra İstanbul’a uzanıyor.

Kitap oldukça akıcıydı bu arada. Yolda işe gidip gelirken okumama rağmen hemen bitti.