İthaki Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İthaki Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Temmuz 2020 Pazartesi

Zaman Çarkı Serisi / Büyük Av (İkinci Kitap)


Zaman Çarkı Serisi / Büyük Av (İkinci Kitap)

Robert Jordan

Çeviren: Gamze Sarı

İthaki Yayınları

 

Terkedilmişler serbesttir. Valere Borusu bulunur ve Ölüler düşsüz uykularından uyanmaya başlarlar. Kehanetler gerçekleşmektedir…

Aes Sedailerin, Yeniden Doğan Ejder ilan ettiği Rand al’Thor ise kaderinden ümitsizce kaçmaya çalışmaktadır. Ancak bu kaçışın sonsuza dek sürmesi mümkün değildir.

Gücü her geçen gün artmakta olan Karanlık Varlık, kadim zindanından kaçmak, Çark’ı kırmak, Zaman’a bir son vermek ve Desen’in dokusunu parçalamak için uğraş vermektedir.

Ve Desen, Ejder’in ortaya çıkmasını talep etmektedir.

(Arka Kapaktan)

 

İlk kitabın sonuna doğru kahramanlarımızın yolculuğu Fal Dara’dan Dünyanın Gözü’ne dönmüştü ve oradan bir şey almışlardı.

Bu kitap ise Fal Dara’dan başlıyor. Dünyanın Gözü’nden alınan şey ile birlikte buraya dönülmüş ve bir dinlenme/düşünme evresindeler artık. Rand, olduğu söylenen şeyi reddediyor ve Aes Sedai’lerin olmadığı, hayatına karışmayacakları yerlere gitmek istiyor. Bu sırada kızlar da kendi yollarını çiziyorlar ve o yöne doğru gidiyorlar. Ama çark dönmeye ve desen dokunmaya devam ediyor. Bir felaket yaşanıyor ve Dünyanın Gözü’nden getirilen şey ve Mat’in bağlanmış bulunduğu nesne yok oluyor. Rand ve diğerleri bir orduyla hemen peşlerine düşüyorlar tabii.

Yine uzun uzun yolculuklar yapıldı kitapta. Yolculuk hikayelerine bayıldığımdan kitapları pek severek okuyorum doğrusu. :) Benim için hazine gibiler. Fantastik unsurların da çok önüne geçiyor hatta bu durum. (Deliyim galiba. :D )

Kitabın sonu bambaşka bir yerde bitiyor doğrusu. Artık Rand sürekli kendisini olduğu söylenen şey olduğuna inandıracak gibi. Bakalım üçüncü kitapta neler olacak? O kadar merak ediyorum ki sürekli bu kitapları okumak istiyorum ama başka kitaplar da var okunacak. :) Tam bir kafa karışıklığı. İşte ben bu yüzden seri kitaplardan uzak duruyordum; biliyorum kendimi. :D

Bu kitap ile ilgili tek eleştirim bir bölümün içinde yapılmış alakasız geçişlerdir herhalde. Okurken birden bambaşka birinden anlatmaya devam ediyordu. İlk kitapta böyle değildi.

 

 

27 Şubat 2018 Salı

Anlatış


         


         Anlatış
         Ursula K. Le Guin
         Çeviren: Kemal Baran Özbek
         İthaki Yayınları

         “Le Guin Anlatış’ta kurgusunu hem şairene yazıyor hem de alegorinin derinliğiyle kusursuzca birleştiriyor.”- Jonathan Lethem
         “İnanmaksızın bir inancın ilkelerini öğrenmek melodi olmaksızın şarkı söylemeye benzer.”
         Ursula K. Le Guin, bilimkurgu ve fantazi edebiyatına damga vurmuş en büyük yazarlardan; amiyane tabirle türün kraliçesi. Le Guin, Hainli Döngüsü’nün son parçası olmasının yanı sıra yazdığı son bilimkurgu romanı da olan Anlatış’ta Taocu denge arayışı çerçevesinde, bilim ve gelenek çatışması üzerinden ötekilik ve iletişim gibi temalara eğiliyor.
         Edebiyat ve tarihle arası iyi olan Sutty, baskıcı bir rejimin altında değerlerin nasıl kaybolduğunu, tarihin nasıl silindiğini görmek, bu rejimin ulaşamadığı noktalardaki direnişi incelemek, efsanelerde bahsedilen hikaye anlatıcılarının dünyasını keşfetmek için Yerküre’den ayrılıp Aka gezegenine bir yolculuğa çıkar.
         Geride bıraktığı gezegeni ile vardığı gezegen arasındaki farklar dehşete düşürücü, benzerlikler ise düşündürücüdür. Aka’da bilim ve ilerleme uğruna bir “bilim distopyası” yaratılmıştır ve Sutty de kaybolan geleneklerin ve Anlatış’ın takipçileriyle görüşmek üzere Okzat-Ozkat’a gitmekle görevlendirilir. Birçok önemli değeri simgeleyen bir kültürü, usul usul sürdürülen bir geleneği de ortaya çıkarır: Hikaye anlatıcılığı.
         Din tanımayan teröristler ile tapınmadan duramayan teröristler arasında bir fark var mı? Bir distopyaya tarafsız bir şekilde yaklaşılabilir mi?
         Anlatış, yazının hafızası.
         (Arka kapaktan)
        
         Şubat ayının son kitabı Anlatış. Aynı zamanda Sabitfikir Okuma Kulübümüzün de şubat kitabıydı ve ben neredeyse tüm şubat ayı boyunca okudum kendisini.
         Bilimkurgu okumaktan hiç hoşlanmam normalde. Ama bu ay Le Guin okuyacağımızı bildiğimden ocak ayında Le Guin’in Yerdeniz serisine başlamıştım. İyi olur diye düşünmüştüm açıkçası ama hiç alakaları yok. Yerdeniz serisi fantastik türde zaten.
         Kitabı tüm ay boyunca okumamın sebebi tabiiki de okurken zorlanmamdı. Bunun sebebi hem bilimkurgu olması hem de Hainli Döngüsü diye bahsedilen serinin son kitabı olması. Kitaplar seçilirken arkadaşlardan biri bunun döngünün kitabı olduğunu ve bağımsız başka bir kitap seçsek daha iyi olur demişti ama sonradan tek başına da okunabiliyormuş bilgisini alınca değiştirmedik. Ama ben de dahil gruptaki kimse kitabın başlarında kitaba girememiş.
         O kız oralara neden gidiyor, iyi mi kötü mü bu insanlar neyi saklamaya çalışıyorlar falan. İnsan sürekli bir sorgulama halinde oluyor.
         Hainli Döngüsünü Le Guin’in bahsettiği sırayla okumak gerek bence. Bir gün hepsini okumayı isterim ben de.
        

16 Aralık 2017 Cumartesi

Hobbit

         


         Hobbit
         J. R. R. Tolkien
         Çeviren: Gamze Sarı
         İthaki Yayınları
        
         Fantastik filmlerden ve kitaplardan pek hoşlanmam. Hatta Yüzüklerin Efendisi serisinin filmlerini bile Ali izletmişti bana. Sonrasında Hobbit’in filmi çıkınca da onu da sinema da izlemiştik. Hala fantastik tür çok ilgimi çekmese de bu hikayeyi sevdim ve kitabını okumaya karar verdim.
         Bir arkadaşımızın kitabı -Hobbit- bizdeydi. Ali çoktan okuyup bitirdi ama benim için doğru zamanın gelmesi biraz uzun sürdü. Ama neyse ki Aralık başında okuyup bitirdim.

         Hikayenin büyük bir kısmı film ile paralel gidiyor olsa da ara ara kitapta bazı farklılıklar var. Ben kitabı olan bir filmi izlemekten ya da filmin kitabını okumaktan zevk alan kısımdan olduğum için severek okudum kitabı. Çünkü o farklılıkları görmek güzel bence. 

13 Ağustos 2017 Pazar

Fahrenheit 451

         


         Fahrenheit 451
         Ray Bradbury
         Çeviren: Zerrin Kayalıoğlu – Korkut Kayalıoğlu
         İthaki Yayınları

         Fahrenheit 451: Kitap kâğıtlarının yanıp tutuştuğu sıcaklık derecesidir.
            “Mutlu olmak için ihtiyacımız olan her şeye sahibiz, ama mutlu değiliz. Eksik bir şey var. Çevreme bakıyorum. Kaybolduğunu kesinlikle bildiğim tek şey, son on ya da on ili yıldır yakmakta olduğum kitaplar.”
            Ray Bradbury gibi kitaplara âşık bir yazardan, kitapların birer kahramana dönüştüğü unutulmaz bir distopya…
            Yayımlanışın 60. Yılını geride bıraktığımız bu ölümsüz eser, totaliter sistemlere, sansüre, baskıya yönelik en keskin eleştirilerden biri…
            Yeryüzünde tek bir kitap kalacak olsa, o kitap olmaya aday, vazgeçilmez bir roman…
            (Arka kapaktan)

         Fahrenheit 451, 2014 yılında e-kitap olarak okumaya başladığım sonra tabletimde bir sorun olunca yarım bıraktığım bir kitaptı. Kitapçılarda bu ara 9.90 indirimi olunca yeniden denk geldi. Ben de okuyup bitireyim dedim.
         Ama nerede kaldığımı hatırlayamayınca baştan başlayıp okudum. Normalde çok eskiden okumaya başladığım bir kitap da olsa nerede kaldığımı hatırlarım aslında. Ama bu kez olmadı. Yaşlanıyorum sanırım. :)
         Kitapların okunmadığı hatta evinde kitap bulundurmanın suç olduğu ve itfaiyecilerin işlerinin yangın söndürmek değil de kitapları yakmak olduğu zamanları anlatıyor kitap.
         Kolay okunur bir kitaptı. Türü distopya olarak geçiyor. Ben bu tip kitapları okurken biraz sinirleniyorum aslında; nasıl bir dünya bu böyle, öyle şey mi olurmuş diye. Ama bir yandan da korkmuyor değilim. Ya böyle günleri yaşamak zorunda kalırsak diye. Sonra etrafıma şöyle bir baktığımda çok da uzak olmadığımızı görüyorum o zamanlardan.

         Ders alınması gereken kitaplardan.