Epsilon Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Epsilon Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Ocak 2018 Salı

Anne Frank'ın Hatıra Defteri


         


         Anne Frank'ın Hatıra Defteri
         Anne Frank
         Çevirmen: Hakan Kuyucu
         Epsilon Yayınevi

              Anne Frank, 12 Haziran 1942 ile 1 Ağustos 1944 arasında günlük tutmuştur.
         Mektupları, radyoda sürgün olan Kültür ve Bilim Bakanı Bolkestein’in konuşmanasını dinleyene kadar sadece kendine yazdı. Bolkestein, savaştan sonra Hollanda halkının Almanlardan gördüğü zulme şahitlik eden tüm belgelerin toplanıp yayınlanması gerektiğini söylüyordu. Örnek olarak da günlükleri veriyordu. Bu sözler Anne Frank’ı çok etkiledi ve savaştan sonra bir kitap çıkarmaya karar verdi. Günlükleri bu kitap için temel olacaktı.
         Anne Frank, Berhen Belsen kampında 1945 yılının Mart ayında 15 yaşında öldü. Aileden hayatta kalan tek kişi olan Otto Frank onun günlüğünü yayınladı. Anne Frank’ın Hatıra Defteri o zamandan beri dünyada en çok okunan kitaplardan biri oldu. Otuzun üzerinde dile çevrildi ve 16 milyon adet satıldı.
         Ülkemizde de yayınlandığı ilk yıldan beri aynı ilgiyle okunan, okullarda öğretmenlerin referans kitap olarak tercih ettiği vazgeçilmez kitaplardan biri olan Anne Frank’ın Hatıra Defteri’ni gözden geçirilmiş baskısı ve orijinal dilinden yeni çevirisiyle bir kez daha okuyucularla buluşturmaktan onur duyuyoruz.
         (Arka kapaktan...)

         Anne Frank’ın Hatıra Defteri’ni hep okumayı istiyordum ve en sonunda okudum.
         Bir çocuğun büyümeye başlaması, ergenliği ve tabii ki savaş. Savaşın getirdiği zorunluluklar... Anne’nin 2 sene boyunca yazdığı günlüğü bu. Savaş her zaman çok acıtıcı.

3 Ocak 2018 Çarşamba

Hayatı Sadeleştirmek İçin Derle, Topla, Rahatla

         


         Hayatı Sadeleştirmek İçin Derle, Topla, Rahatla
         Marie Kondo
         Çeviren: Melis Zeren
         Epsilon Yayınevi
        
         Hangimiz dağınık değiliz ki? Evimiz, işyerimiz, hayatımız… Peki derli toplu olmak bu kadar mı zor? Saatleri ayırarak topladığınız her yer kısa sürede yine mi dağılıyor? Belki de şimdiye kadar yanlış yöntemleri uyguladınız.
            Japon temizlik ve organizasyon uzmanı Marie Kondo, “derleyip toplama” konusunda size yardımcı olmaya hazır. Üstelik kalıcı sonuçlar elde edeceğinizin garantisini veriyor. Marie Kondo, bu kitapta anlattığı yöntemler ve paylaştığı sırlarla sayısını kendisinin bile hatırlamadığı müşterilerinin hayatını değiştirdi. Şimdi sıra okuyucularda!
            Bir balıkçı yaka siyah kazağı diğerinden nasıl ayırt edeceğinizi bilmek, çorapları doğru şekilde katlamak, saklama kutularını en etkili şekilde kullanmak… hayatınızda mucizeler yaratabilir. Hele fazlalıklardan kurtulmak… Kendinizi eskisinden çok daha huzurlu, mutlu ve enerjik hissetmenizi sağlayabilir. Denemeye başlayın… Hemen, şimdi!
            (Arka kapaktan…)

         Bu kitabı okumayı çok istiyordum. 2018’e nasipmiş.
         Açıkçası Marie Kondo’nun anlattığı çoğu şeyi mantıklı buldum ama bazı konular bana aşırı gibi geldi.
         Ben zaten üniversite birinci sınıftan beri daha az almaya çalışıyorum. Kendime belirli kotalar koyup aşmamaya çalışıyorum. Atmaktan önce almamak lazım bence.
         Her şeyi atmak bana çok mantıklı gelmiyor. Gerçi böyle diyerek ben de Marie Kondo’nun müşterileri gibi konuşmuş oluyorum ama kitapta sürekli direkt olarak atmaktan bahsedince ben bundan biraz rahatsız oldum. Atmak yerine dönüştürmek ya da ihtiyacı olan birilerine ulaştırmak ya da hiç olmadı satmak bana daha mantıklı geliyor. Belki kadının atmaktan kastı tam olarak çöpe atmak değildir, bilemiyorum gerçi. Ama beni burası rahatsız etti işte.
         Sonra kitaplar var. Benim asla ama asla uygulayamayacağım nokta burası zaten. Yoksa tüm o maddeleri yerine getiririm ki bir süredir ev için bu süreçten geçiyorum ama yavaş yavaş. Ama kitaplar… Kitaplar benim zayıf noktam. Aslında her kitabı satın almayıp kütüphaneden ödünç alıp okuyunca geri vermek de çok mantıklı. Ki ben yıllarca böyle okudum. Ta ki üniversiteye başlayıncaya kadar. Balıkesir’deyken kütüphane üyeliğim vardı. Ama Kuşadası’nda kütüphaneyi keşfedip üye oluncaya kadar yıllar geçti ve mezun oldum. Bir gün bir çocuğum olursa ona güzel bir kütüphane bırakmak istiyorum mesela ben. Gerçi ben en güzel kitaplarımı lise zamanında okudum ve onları hep kütüphaneden aldığım için hiçbiri elimde yok ama yavaş yavaş tamamlayacağımdır. Onun haricinde mesleki kitaplarım falan da çok önemli benim için.
         Ben sadeleşemeyeceğim galiba. :)