Haruki Murakami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haruki Murakami etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2017 Pazar

Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında

         


         Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında
         Haruki Murakami
         Çeviren: Pınar Polat
         Doğan Egmont Yayıncılık

         Okuru kıskıvrak yakalayan, akıllardan çıkmayacak bir eser. The New York Observer
            Tokyo’nun varlıklı mahallelerinden birinde, sıradan ve sorunsuz gibi görünen bir hayat süren Hacime, hiçbir zaman sahip olduklarından daha fazlasını istememiştir. İyi bir evliliği, iki kızı vardır. Şehirdeki iki caz kulübünün sahibi olarak kıskanılacak bir kariyere sahip olmuştur. Yine de hayat ve kariyeriyle ilgili sinsi bir yetersizlik duygusuna kapılmaktan kendini alamaz. İlk gençliğinde aşık olduğu, akıllı ancak tuhaf bir yalnızlık duygusu uyandıran Şimamoto’nun anısı, kalbini gölgelemektedir. Yağmurlu bir gecede, eskisinden çok daha güzel ve etkileyici görünen Şimamoto yeniden karşısına çıkar. Hacme artık gerçek anlamda bir dönüm noktasında olduğundan emindir.
            (Arka kapaktan…)

         Murakami’nin daha önce iki kitabını okumuştum: İmkansızın Şarkısı ve Koşmasaydım Yazamazdım. Ve iki kitabı da çok sevmiştim. Hem Japonca öğrendiğim ve Japon yazarlardan daha fazla okumak istediğimden hem de Murakami’nin dilini sevdiğimden tüm kitaplarını okuma hedefim var. Geçen gün Ali sana bir kitap alabilirim deyince Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında’dan yana kullandım tercihimi.
         Seveceğimi bildiğim için büyük bir merakla okudum kitabı. Murakami’nin dili çoğu kişiye durgun gelebilir Japon olduğu için. Japon yazarlarının ve kültürünün genel özelliği bu bence. Sakin bir çerçeve içerisinde ilerliyor kitaplar. Ama ben bu sakinliğin içindeki akıcılığı seviyorum.
         Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında’da Hacime’nin hayatının çocukluğundan 30’lu yaşlarının sonlarına kadar olan kısmını okuyoruz. Şimamoto ile olan ilişkisinin nasıl hayatını etkilediğini demeliyim daha doğrusu.
         Kolay okunur, sakin ama akıcı bir kitaptı bence.

         Tavsiye ederim. 

19 Haziran 2014 Perşembe

Koşmasaydım Yazamazdım

         


         Koşmasaydım Yazamazdım
         Haruki Murakami
         Çeviren: Hüseyin Can Erkin
         Doğan Kitap
        
         “Murakami Bey, insan sizin gibi sağlıklı bir yaşam sürünce zamanla roman yazamaz hale gelmez mi?”
            Arada sırada insanlar bu soruyu sorar bana.
            Roman yazmank, sağlıksız bir eylem; yazar olan kişi de sağlıklı olmak dediğimiz çemberden uzak bir yerde, mümkün olduğunca sağlıklı denemeyecek bir yaşam sürmek zorundaymış gibi.
            Biz roman yazmaya çalıştığımızda, insanlığın temelinde bulunan zehir gibi bir şeyi istemesek de çekip çıkarır, görünür kılarız. Yazarlar az çok bu zehre maruz kalır. Bu zehir işin içine girmediği sürece, gerçek anlamda yaratıcılık eylemi ortaya konulamaz çünkü (tuhaf bir benzetmeyle söyleyeceğim ama balonbalığının zehirli kısmının aynı zamanda en lezzetli kısmı olmasıyla tıpatıp benzeyen bir durum galiba). Ama gerçekten sağlıksız olan şeylerle uğraşmak için insan mümkün olduğunca sağlıklı olmak zorundadır. Bu, benim tezim. Yani sağlıksız bir ruh bile, yine sağlıklı bir vücuda gereksinim duyar.
            İşte bu yüzden, böyle biri sanatçı olamaz, dense bile ben koşmaya devam ediyorum.
            Haruki Murakami’den bir tutku olarak koşmak ve bu tutkuyla terbiye edilen yazma eylemi üzerine eşsiz bir metin… Koşmasaydım Yazamazdım kendini “utangaç biri” olarak tanımlayan yazarın belki de en kişisel kitabı.
            (Arka kapak)

         Ne zamandır bu kitabı okumak istiyordum. İstiyordum çünkü adında hem koşmak hem de yazmak geçiyor. Koşmak ve yazmak benim kendimi en özgür hissettiğim iki eylem. Eskiden ama çok eskiden kros koşardım. Sonra bıraktım ve bir daha da başlayamadım. En çok özlediğim şeylerden biridir oysa. Yazmak… 9 yaşımdan beri kendimce bir şeyler karalarım her ne kadar bu ara iş yorgunluğundan bir şey yazıp çizemesem de…
         Haruki Murakami de ilgimi çeken bir yazar. Daha önce İmkansızın Şarkısı’nı okumuştum. Diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Ama ben en az yazılan kadar yazanı da merak ettiğimden önce yazarın bu kitabını okuyup diğerlerini zamana yaymaya karar verdim.

         Sonuç? Sevdim. Hem koşu antrenmanları ile ilgili yazmış hem de koşarken hissettiklerini yazmış. Daha ne olsun, değil mi?

20 Haziran 2012 Çarşamba

İmkânsızın Şarkısı




İmkânsızın Şarkısı
Haruki Murakami
Çeviren: Nihal Önol
Doğan Kitap

“Ne yaptığını bilen, riske giren, dünya çapında bir yazar.” Washington Post Book World

“Odasında yatağının üstünde kucaklaştık. Onun uyku tulumunun içinde, yağmuru dinlerken öpüştük, sonra da şundan buradan konuştuk, her şeyden, dünyanın oluşumundan tut da, rafadan yumurtanın nasıl pişeceğine değin.”

68’in esintilerini taşıyan üniversite hayatı ile müziğin muhteşem bir harmanı. Sonsuz bir sevecenlik ve şiirsellik, yoğun bir erotizm. İmkânsızın Şarkısı, genç bir adamın güçlüklere birlikte göğüs germe umuduyla ilk aşkına geri dönüşünün olağanüstü hikâyesi. Salinger ve Fitzgerald etkisi taşıyan romanda, Murakami’nin yaşamöyküsünden yansımalar da var.

Haruki Murakami, 1949’da Kobe’de doğdu. Vaseda Üniversitesi’nde klasik drama eğitimi gördü. İlk romanı Kaze no oto vo kike, 1979’da yayınlandı. Ardından Gunzou Edebiyat Ödülü’nü aldı. Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu’yla (1985) Tanizaki Ödülü’ne, Yaban Koyununun İzinde’yle (1989) Noma Edebiyat Ödülü’ne ve Zemberekkuşu’nun Güncesi’yle (2005) de Yomiuri Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Murakami’nin Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında (2007) ve Sahilde Kafka (2009) adlı romanları da Doğan Kitap tarafından yayınlandı. Japonya’nın en önemli ve popüler yazarlarından biri olan Murakami’nin eserleri kırkın üzerinde dile çevrildi.

(Arka Kapaktan)


Haruki Murakami ve kitapları hakkında o kadar çok şey okudum ve dinledim ki mükemmel bir şeyler okuyacağımı sandım açıkçası. Ama bu kitap tam bir hayal kırıklığı oldu benim için. Belki de beklentimin yüksek olmasındandı, bilemiyorum.
Kolay okunur bir kitap ama öyle çok önemli bir kurgusu da olay akışı da yok. Beni şaşırtan hiçbir şey de olmadı okurken.
Belki de yanlış kitabından başladım okumaya, bilemiyorum. Bundan dolayı diğer kitaplarını da okumak istiyorum. Belki o zaman fikrim değişir, kimbilir.

Türkiye’de basım yıllarına göre kitapları şöyle:
İmkânsızın Şarkısı (2004)
Zemberekkuşu’nun Güncesi (2005)
Sınırın Güneyinde, Güneşin Batısında (2007)
Yaban Koyununun İzinde (2008)
Sahilde Kafka (2009)
Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu (2011)
1Q84 (2012)