Nemesis Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Nemesis Kitap etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2018 Perşembe

Her Yerde Sen


         


         Her Yerde Sen
         Sydney Landon
         Çeviren: Nihal Akcan
         Nemesis Kitap
        
         Beth Denton, hayatının büyük bir kısmını aşksız geçirmiştir ve ona göre bunun nedeni fazla kilolarıdır. Özlediği aşkı yaşayabilmek için onlardan kurtulmaya karar verir. Sonunda fazla kilolarından kurtulduğundaysa, tıpkı beklediği gibi erkeklerin ilgisini çekmeye başlar. Yeni görünümüyle flört dünyasına adın atan Beth, aşkı bulmak için fazlasıyla hazırdır. Ancak, onca erkek arasından hoşlanmak için en yanlış adımı seçmiştir: Nick Merimon. Üstelik Nicek de ondan hoşlanıyor gibi görünmektedir.
         Beth’e göre, Nick gibi sıfır beden kadınlarla çıkmaya alışmış birinin ondan hoşlanması imkansızdır. Ancak hayatında bir kez olsun, yalan olduğunu bilse bile, arzuladığı şeyi yaşamaya karar verir. Verdiği bu kararın doğuracağı beklenmedik sonuçlarla yüzleşmesi ise an meselesidir.
         (Arka kapaktan...)

Uyuyamadığım bir gece telefonumdan sabaha kada okuyup bitirdim bu kitabu. Okurken fark ettim ki aslında daha önce ben bu kitabı okumuşum ya da seriymiş yine (!) o yüzden diğer kitaplarından dolayı aşinayım sanırım. Ama baktım ne blogta ne de goodreadsta bu kitabı bulamadım. Girmemişim.
Neyse, gelelim kitaba. Benim ciklet kitaplar diye tanımladığım kitaplardan. Beth ve Nick’in hikayesi. Beth’in eski kilolu dönemlerinden kalan özgüvensizliği ve büyük korkuları falan var.
Aman Allah’ım müthiş bir kitap falan diyemem bu kitap için ama o gece uykum kaçınca dönüp duracağıma okumuş oldum sadece. Bir şey katmıyor ama o an vakit öldürmeye yetiyor.

18 Mart 2017 Cumartesi

Yalnız Kızların 41 Kuralı

         


         Yalnız Kızların 41 Kuralı
         Canan Saka
         Nemesis Kitap

         On dakika özene bezene gözlerime kalem çekmeme erkek yorumu: “Nabtın, yüz nakli mi yaptırdın üç saattir!” İşte biz de bu kalaslar için süsleniyoruz ya kızlar, Allah bizim de cezamızı versin!
            Yalnız kızların en çok karşılaştığı durumlar var bu kitapta. İlk gecede seksten, ayrılık sendromuna, tek gecelik ilişkilerden, sosyal medyaya, iş yerinde aşktan, eski sevgililerin dedikodusuna, yas tutmaktan, aşık olmaya, acaba ne demek istedi’den, yalnız kalmaya, içmeye, kusmaya dair kızların yaşadığı ya da dinlediği her şey…
            “Bir gün gelir, sevgilinin kutsal eşya muamelesi yaptığın evde kalmış tişörtünü, toz bezi yaparsın. Aşk biter. İçinizi acıtan her detay zamanla unutulup gider…” cümlesi sizi yanıltmasın. Kalan detaylar ve büyük eğlence kitaptaki kurallarda saklı!
            (Arka kapaktan)

         Uykumun kaçtığı bir gece telefonumdaki e-kitapları karıştırırken buldum Yalnız Kızların 41 Kuralı’nı. Nereden bulmuşum da yüklemişim telefona bilmiyorum. Normalde hemen okuyabileceğim çerezlik bir ciklet kitap arıyordum. Bulamazsam çocuk kitaplarından birini okurum diye geçiriyordum içimden ki bu kitabı gördüm. Belki güzeldir deyip okumaya başladım.
         Ama doğrusunu söylemek gerekirse çok zorlama buldum ben bu kitabı. Tüm bunlar için kitap yazmaya ne gerek vardı düşüncesi hakimdi kafamda hep okuduğum süre boyunca. Bir de küfürler falan aşırı iticiydi bana göre. Kısacası sevemedim yani.
         Belki yalnız olmadığımdan, uzun süredir devam eden ve evliliğe giden bir ilişkim olduğundandır diyeceğim ama ben aşk acısı çekerken bile böyle şeyler hissetmemiştim ya da yapmamıştım. Yapmam deyip de büyük konuşmak istemiyorum tabii ki çünkü her şey insan için. İşte bu nedenledir ki her şey gelir geçer, yaşanır biter. Bir gün en büyük acılar bile unutuluyor, en büyük yaralar kapanıyor. Çok da şey yapmamak lazım yani.
         Benim için vakit kaybıydı. Artık ciklet kitaplar konusunda eskisi gibi düşünmüyorum halbuki. Keyifli vakit geçirtiyorsa tamamdır ama bu hakikaten olmamış.


24 Şubat 2017 Cuma

İçimdeki “Sen” Kırıntıları

        


         İçimdeki “Sen” Kırıntıları
         Özgür Gümüşsoy
         Nemesis Kitap

         Özgür Gümüşsoy’un şiirleri açıkçası beni çok şaşırttı. Hınzır, delişmen ve asi bir tarzı var Gümüşsoy’un. Nasıl ki geçmişte Orhan Veli o zamanlarda egemen olan şiir anlayışının kalıbını değişmiş ve enine boyuna sorgulamışsa bugün de Gümüşsoy, sözüm ona entelektüel ama kasıntı ve yüksek gönüllülük tuzağına düşen günümüz egemen şiirini derinden sarsıyor. Bunu yaparken de şiir yazıcısının gururunu ve egosunu ayaklar altına alıyor. Günümüz şiirinde kendinden menkul bir saflık anlayışı sürüp giderken, onun şiirlerinde adeta ari bir şiir ırkı yaratılıyor. İşte bir noktada Özgür gibi genç şairlerin çıkışını çok önemsiyorum. Çünkü hergelelik ve delişmenlik tam da burada başlıyor. Şair; giderek bir retorik halini alan duygu ifadelerini eğip büküyor, buruşturuyor ve bir serseri mayın haline dönüştürüyor. Kendinden hayli memnun olan okurlar, anında en kuytularına dek parçalayabilecek bir serseri mayın…
            Öte yandan Özgür Gümüşsoy, sunduğu sözcük zenginliği ile de göz kamaştırıyor.
                                                                                                                      Cezmi Ersoy

            İnsan kendisi dışındaki nesnel gerçekliği duyum organları ile algılar. Algı dünyasında nesnel gerçekliği başka bilgi ve gerçekliklerle ilişkilendirir. Ardından algıladığı gerçekliği yeniden yapılandırır ve sonra da bu gerçekliği ifade eder. Edebiyatçı ise gerçekliği diğer insanlardan farklı olarak yaratmış olduğu bir tasarımla yazılı bir şekilde sunar. Bu tasarım içerisinde dili kullanım yetisi ve üslubu belirgin olarak kendini hissettirir. Tasarım estetik kaygıları ifade ettiği kadar, ifade ettiği gerçekliğin iç dinamiklerini göstermesi bakımından ayrıca bir önem arz eder. Özgür Gümüşsoy’un yazdığı şiirler işte bu bakımdan, bir şairin hem “algılama dünyasının” genişliğine, hem görünür gerekliliğin ardındaki iç dinamiklerini hissetmesine, hem kullandığı dilin özgünlüğüne, hem gerçekliğin yerel boyutuna, hem bu gerçekliği evrensel gerçekliklerle ilişkilendirmesine, hem de bunu özgün bir üslup ve bir ritimle “arabeskleşmeden” yapabilmesine güzel bir örnektir.
                                                                                                          Mete Kaynaroğlu

            “İmgeleri” jilet gibi, acısını sonradan hissetmeye başlıyorsunuz. “Şiiri” ise ışıktaki gizli karanlık gibi. Bulmak için önce yanmanız gerekiyor!
                                                                                                                     Murat Çelik (Düş Sokağı Sakini)
               (Arka kapaktan)

         Özgür Gümüşsoy’un şiirlerini taa Tabut zamanından sever ve takip ederim. Kitabı çıkınca da koşa koşa gidip almıştım 2012’de. Ama okuma konusunda o kadar hızlı davranmadığımı söylemek zorundayım. Kitaba o zamanlarda başlamış olsam da yavaş yavaş okudum. Bir kere yenir, yutulur denilen şiirler değil bunlar. Hemen okuyayım, bitireyim diyemiyorsunuz. O kadar vurucuydu ki okuduklarım bir süre durmam gerekiyordu çoğunlukla. Durup o şiiri tüm iliklerime kadar duyumsamak, o şiiri yaşamak gerekiyordu. Bu bazen günler sürebildiği gibi bazen de yıllar sürdü. Şiir kafamda sürekli dönüp duruyordu.
         İnsan kelimelerin dönüşümüne şaşıyor! Nasıl bu forma bürünebiliyorlar diye hayretler içinde kalıyor. Ama yapmış adam! Tek tek yazmış.
         Benimkisi güzel, uzun bir yolculuktu bu kitapta. Tabii ki diğer kitaplarını da okuyacağım.
         Şiddetle tavsiye ediyorum Özgür Gümüşsoy’un kitaplarını.

         Okuyunuz efenim. 

17 Temmuz 2015 Cuma

Kiralık Sevgili

         


         Kiralık Sevgili
         Christine Bell
         Nemesis Kitap

         Sarabeth, severek çalıştığı tatil köyü yasadişi işler yapabilmek için kurulmuş bir paravan şirket çıkınca, işten ayrılır. Bir süre sonra şirketin çevirdiği gizli işler de orta çıkar ve her şey altüst olur. yine de olayların daha da kötüleşmesi uzun sürmez. Geçmişte o tatil köyünde çalışan insanların teker teker kaza süsü verilmiş cinayetlerle ortadan kaldırılmaya başlanması, Sarabeth’i endişelendirir. En az onun kadar endişeli olan yakın arkadaşı Lindy, Sarabeth’i koruması için bir koruma kiralar. Ancak bu kiralık korumanın, kiralık bir sevgiliye dönüşmesi an meselesidir.
            (Arka kapaktan)
        
         Merhaba,
Çerez bir kitap daha…
Sıkıntılı ve endişeli geçen günler yüzünden ne yapacağımı bilemez haldeyim biraz. Endişemi bastırabilmek için çerez kitap bakınırken bu kitaba denk geldim.
         Aslında iyi işlenseymiş güzel bir kurgusu varmış ama sanki yazar bu kitabı iki arada bir derede yazmış gibi. Çok aceleye gelmiş sanki. Ya da sanki asıl kitabın özetiymiş gibi. Bilemedim yani.

         Yazlıkta yalakta, deniz kenarında ya da evde sıkıntıdan patlarken okunup unutulacak bir kitap bence. Ne yazık ki.

22 Şubat 2015 Pazar

Aşk Seni Bulursa

         


         Aşk Seni Bulursa
         Rachel Gibson
         Çevirmen: Ayşe Tunca
         Nemesis Kitap

                      Uzaklaşmak isteyen güzel bir kadın…
            Uzakta onu bekleyen yakışıklı bir erkek…
            Kışkırtıcı bir aşk hikayesi…
            Sadece “gitmek” istediğiniz bir zaman oldu mu hiç? Yaşadığınız şehirden, yoğun işinizden uzaklaşmak, yeni bir hayata başlamak istediğiniz bir zaman… Bunu kaçımız başarabiliriz ki?
            Bu kitabın sihirli dünyasına adım atın. Gerçek aşk, tutku ve eğlence bu sayfalarda sizi bekliyor.
            Rachel Gibson “Amerikan Aşk Romanı Yazarları Birliği” tarafından Rita Award Ödülü’ne layık görülmüştür ve romanlarıyla iki defa yılın en beğenilen yazarı olarak seçilmiştir.
            “Aşk Seni Bulursa” USA Today ve Newyork Times tarafından belirlenen “En Çok Satılan Elli Kitap” listesine girmeyi başarmıştır.
            Dolayısıyla elinizde tuttuğunuz kitap, gittikçe yükselen bir yıldıza aittir.
            (Arka kapaktan)

         Günden güne daha da kötüye giden gündemimizden merhaba…
         Her şeye rağmen, her acıya rağmen yaşamaya devam ediyoruz. Ne yazık ki yaşıyoruz.
         Eğitim turumun batı etabını da tamamlayıp geldim ben de işte. Bir süredir o sebeple yoktum. O sırada okuduğum ve öncesinde okuyup da yazamadığım kitaplarımı yazacağım bir süre.
         Her ne kadar arka kapak yazısında afilli şeyler yazsa da ben bu kitap için aynı şeyleri düşünmüyorum. O kadar da mükemmel bir kitap değildi bence. Hele ki listelere girecek kadar. Garip geliyor doğrusu bana biraz.
         Yani ben sadece kafa dağıtmak için okuduğumdan bana öyle geliyordur belki de. Sonuçta bu tür kitaplara ayılıp bayılan insanlar var. Bilemedim. :/

 Bir süre seri kitaplardan uzak durmaya karar verdim bir de. Sonra hepsini okuma ihtiyacı hissediyorum çünkü.

Ve Dünya Rehberler Günümüz kutlu olsun!

2 Ocak 2015 Cuma

Papatya Falı

         


         Papatya Falı
         Rachel Gibson
         Nemesis Kitap

         Daisy, yüksek topuklu ayakkabılarının bir daha Lovett kasabasının tozuna bulanmayacağına dair kendine söz vermişti. Ama hayat işte… Geri dönmek zorunda kalacağını kim bilebilirdi ki…
         Üstelik her şey bıraktığı gibi duruyordu. Kız kardeşi hala biraz çılgındı. Annesi bahçesini pembe plastik flamingolarla dekore etemeye devam ediyordu. Yıllar önce buruk bir hikaye olarak ardında bıraktığı Jackson ise hala eski günlerdeki gibi çekiciydi. Daisy’nin, ona mutlaka anlatması gereken bir şey vardı; bir sır… Yıllarca sakladığı ve artık sonuna geldiği için mutlaka açıklamak istediği bir sır.
         Jackson ise durmadan karşısına çıkan Daisy’nin onu takip ettiği düşünmeye başlamıştı. Ondan uzak durmaya kararlıydı. Aynı hatayı tekrar yapmayacaktı; yapmayacaktı; yapmazdı, değil mi?
         (Arka kapaktan)

         Yılın ilk kitabıyla merhaba!
         2014’ün son kitabı bu serinin 3. kitabıydı. Evet, meğer okuduğum kitap bir serinin son kitabıymış. Seri kitaplar ama sadece olayın geçtiği mekan ortak. Onun haricinde olay ve kişilerin bir bağlantısı yok. O yüzden üçüncü kitaptan sonra birinciyi okudum.
         Gelelim kitaba… İlki yani serinin üçüncü kitabı daha eğlenceliydi bence. Bu da fena değildi de ne bileyim… Belki üst üste aynı yazarın kitaplarını okudum diye de bana öyle gelmiş olabilir.
         Bana adam çabuk yumuşadı gibi geldi ama yazarın sıkı takipçileri öyle düşünmüyor nedense.
         Bir kötü haber; ikinci kitap Türkçeye çevrilmemiş henüz. Bu da anlamsız geldi bana. Yani insan neden biri ve üçü çevirir de ikiyi atlar ki?! Yayınevi neyin kafasını yaşıyordu acaba? Neyse, İngilizcesi falan denk gelirse aslından okurum bir ara artık.
        


28 Aralık 2014 Pazar

Yoksa Hala Bekâr Mısın?

       


         Yoksa Hala Bekâr Mısın?
         Rachel Gibson
         Çeviren: Gökçe Müderrisoğlu Aktaş
         Nemesis Kitap
        
         Sadece 10.000 kişinin yaşadığı Lovett kasabasında, düğün büyük bir olaydır. Büyük şehirlerden düğüne gelen uzaktaki akrabalar ise dedikodu malzemesi olmaktan kaçamazlar.  
         Sadie Hallowel, kendisinden küçük kuzeninin düğünü için yıllar sonra doğduğu kasabayı ziyaret eder. Kasabadakiler için klasik bir fiskos malzemesi olacakken işler değişir; çünkü Sadie otuz üç yaşındadır ve hala BEKÂRDIR. Bu, kasabalılar için dedikodu değil, çok fazla dedikodu demektir.
         Ancak bilmedikleri bir şey vardır. Sadie, işleri Lovett sakinlerinin bile yetişemeyeceği bir hızda karıştırmaya yetecek bir potansiyele sahiptir.
         (Arka kapaktan)

         İki hafta önce çok hastaydım. Sonra geçti. Geçen hafta iyiydim. Bu hafta sonuna doğru yine kötüleştim ve şimdi daha çok hastayım. Pazartesi finallerim başlıyor ama ben başımın ve vücudumun ağrısından pek çalışamıyorum. Hastayken yapılacak en iyi şey kitap okumaktır bence. Tabii yorgun bedeninizi daha da yormayacak kitapları kastediyorum.
         İşte ben de bu kitabı buldum. Bir önce okuduğum kitaba göre daha çok sevdim açıkçası bunu. Evet, biliyorum bu ara hep çiklet kitap okuyorum. Ama yılın son ayı pek iyi geçmiyor benim için. Hep hasta ve yorgunum.
         Ama bu kitapla ilgili bir sorun var ki; o da bu kitap bir üçlemeymiş. Bu da sonuncu kitabıymış. Ama neyse ki okuduğum yorumlardan anladığıma göre sadece olayın geçtiği kasaba ortakmış. Yani tek başına okunsa da bir şey kaybedilmiş olmayacak.
         Ben dün gece bu bitince birincisini de okumaya başladım serinin.

         Siz okudunuz mu bu kitabı?