Ahmet Hamdi Tanpınar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ahmet Hamdi Tanpınar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Haziran 2013 Pazar

Saatleri Ayarlama Enstitüsü


Saatleri Ayarlama Enstitüsü
Ahmet Hamdi Tanpınar
Dergâh Yayınları
Ahmet Hamdi Tanpınar’ın şiiri sembolist bir ifade üzerine kurulmuştur. Aynı anlatım tarzı romanlarına da zaman zaman sirayet eder. Ancak muhteva açısından metafizik eğilimleri ile estetik endişelerini şiire ayırdığı halde, sosyal temalar için nesri seçmiştir. Romanları, zengin hayat hikayesinden taşarak Türkiye meselelerine kendine has yorumlar getirir. Medeniyet değiştirme girişimlerinin insanımızı soktuğu çıkmazları araştırırken yaptığı tahliller, insanımız ve toplum yapımız açısından dikkate değer hükümler taşır. Saatleri Ayarlama Enstitüsü toplumumuzun bu değişme süreci içindeki durumumu, fertten yola çıkarak topluma varan teknikle anlatıyor.
(Arka kapak)

Tanpınar’ın daha önce Huzur ve Mahur Beste’sini okudum. Bu üç kitaptan üçleme diye bahsedildiği için okumak istiyordum Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü de. Bildiğimiz seri kitaplar gibi değil de ortak kişileri barındırıyorlar içlerinde. Mesela Huzur’daki Müjgan’ın akrabası Mahur Beste’de de geçen ve Mahur Beste’yi besteleyen kişi. Böyle bağlantıları var yani.
Şimdi bu kitabı sevdim mi nefret mi ettim anlamadım bir türlü. Günümüz için bile çok doğru sayılabilecek tespitler var içinde medeniyet geliştirme süreci için. Ama bir o kadar da absürd adamın içine düştüğü durumlar. Bir insan bu kadar mı talihsiz, bahtsız olur kardeşim?! Bilemedim gitti. Nefretle aşk arasında bir yerlerde bu kitap bende.

Hala Huzur 1 numarada anlayacağınız.

2 Ekim 2012 Salı

Mahur Beste



Mahur Beste
Ahmet Hamdi Tanpınar
Dergâh Yayınları
Kapak Düzeni: Bülent Erkmen

Mahur Beste’de Tanpınar’ın Huzur ve Sahnenin Dışındakiler adlı romanlarında önemli bir motif olan “Mahur Beste” teması önemli bir tutar. Mahur Beste, acı bir aşk hikâyesinin klasik musiki kalıplarıyla soyutlanmasıdır. Tanpınar, klâsik Türk musikisini medeniyetimizin özlü bir yansıması olarak kabul eder. Mahur Beste’de Tanpınar’ın diğer eserlerinde de görülen medeniyet meselesi büyük bir ağırlıkla ele alınır. Mahur Beste, Tanzimat sonrasında toplum hayatımızın her yönüne yansıyan değişim ve başkalaşımın yansıtıldığı ve her fırsatta tartışıldığı bir roman özelliğindedir.
(Arka Kapaktan)

Mahur Beste, Huzur’dan sonra Ahmet Hamdi Tanpınar’ın okuduğum ikinci kitabı. Huzur, Mahur Beste, Sahnenin Dışındakiler ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü aynı noktadan çıkıp da gittikçe genişlemiş kitaplar olduğu için hepsini okumak gibi bir hedefim var.
Huzur’da Mahur Beste’den çok bahsediliyordu. O yüzden bu kitabı çok merak ediyordum.
Bu kitapta ise Mahur Beste’yle birlikte Behçet Bey’in hayatı ve çevresi üzerinde durulmuş. Hatta Mahur Beste’nin önüne geçmiş bile diyebiliriz. Kitabı sevdim aslında ama yine bir eksiklik var gibi. Diğer kitapları da okuduktan sonra bakalım bu eksiklik gidecek mi benden?! Çünkü Tanpınar, Mahur Beste’nin hikâyesini dinlerken adeta bahsedilen insanların hayatlarının içine girdiğinden ve onlarla birlikte yaşamaya başladığından bahseder. Bu yüzden de ana şahıslar, çevrelerindeki şahıslar ve onların çevrelerindeki gölgeler de var kitapta, hatta daha önce okuduğum Huzur’da da. Bakalım Sahnenin Dışındakiler ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nü ne zaman elime geçirebileceğim?!

Huzur’un yazısına ulaşmak isterseniz: Tık tık. 

5 Eylül 2011 Pazartesi

Huzur


         Ahmet Hamdi Tanpınar

         Hayatım boyunca okuduğum en iyi kitaplardan biri. Tanpınar kitapta betimlemeleriyle resmen resim çiziyor. Sizin hayal etmenize hiç gerek kalmıyor. O boyayıp, allayıp pullayıp önünüze sürüyor, size de sadece izlemek düşüyor. Benim gibi betimleme çalışanların çok işine yarayacak bir kitap bu.

         Kitabın konusunu Mümtaz’ın Nuran’a olan aşkı oluşturuyor.
         Kısa bir özetini yapmak gerekirse öykünün merkezi Mümtaz ve Suat’ın Nuran’a olan aşklarıdır. Mümtaz ve Nuran birbirini sevmekte ve evlenmeyi düşünmekteler. Ümitsizliğe düşen Suat ise kendini asarak intihar eder. Bu trajedi nedeniyle Nuran’dan ayrılan Mümtaz’ın iç dünyası yıkılır. Radyoda II. Dünya savaşının başladığı haberi verildiği sırada, Suat’ın hayalini gören Mümtaz merdiven başına yıkılır. (Bazı edebiyat incelemecileri, sonda Mümtaz’ın öldüğü biçiminde yorumlar yapmış olsalar da, Tanpınar’ın metninde ölüm telaffuz edilmiyor.)
         Mümtaz, Beyazıt Sahaflar Çarşısında, salaş dükkânlarda, bitpazarında, Çekmece’de balıkçı muhitinde ve kır kahvelerinde dolaşırken, İstanbul’un bir kronikçisi, İstanbul’da eski zamanın donup kaldığı ve biriktiği köşelerin tasvircisi oluyor romanda. Huzur’un sonraki bölümlerinde Boğaz’a, zengin bir eve, sanki başka bir dünyaya geçiyor insan. Pırıl pırıl görünen modern semtte önceleri çok mutlu olan Mümtaz, giderek bu çevrede yaşayan insanlardan kaynaklanan olayların sonucunda yıkılır. Geçilmemesi gereken bir sınırı çiğnemiştir çünkü o!
         Her tecrübe şahsidir, her yeni tecrübe gibi ilktir. Mümtaz, bindiği bir Ada vapurunda Nuran’a rastlamış ve ‘tehlikeli denecek derecede zengin, her ihmale gebe, her manasında velud bir kadınlık hayatı(nın), bakımsız bir tarla gibi sırf kendisini işleyecek erkeğin yokluğundan yarı hülya, yarı verimsizliğin bütün sebeplerini kendisinde gören bir aşağılık duygusu içinde akıp gittiğini’’ fark etmiştir. Bu tespitin arkası kendiliğinden gelecek ve zalim bir çocukluğun ara sokaklarından geçerek kendisini İhsan’ın kollarına atan Mümtaz, fikri zeminini sağlamlaştırmış bir insan olarak duygusal arka planını inşa etmeye soyunacaktır: ‘O mademki artık benim için her şeydir, o halde bütün kâinatımla ona taşınmalıyım.’ der.