Piç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Piç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Kasım 2016 Salı

Piç





         Piç
         Hakan Günday
         Doğan Kitap

                      Piçlerin çocukları olmaz.
            Piçler, aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür.
            Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir.
            Piçlere sır verilebilir. Ölümleriyle son bulan sırdaşlıkları vardır.
            Piçlerin cinsel hayatı düzensizdir.
            Piçlerin bedenleri ve akılları, diğer insanlarınkilerin aksine nasırlaşmaz.
            Onların nasırlaşan tek yerleri ruhlarıdır.
            Piçler sadece kendi aşklarına saygı duyarlar. En yakın dostlarının kadınlarına dil ve el uzatabilirler. Bu durumda piç tabii ki suçlu, ancak piçlik meşrudur.
            Piçler düzensiz hayatlarında düzenli olarak içki içerler. Belli sayıdaki kadehten sonra sarhoş olup sızarlar. Sızdıkları yerin adı huzurdur.
            Piçlerin babalarıyla olan ilişkileri mezar taşı kadar soğuk, yeni dökülmüş kan kadar sıcaktır.
            Piçler insan öldüremedikleri, ağır suçlar işleyemedikleri, korkak ve hain oldukları için yaşadıkları yerleri zorunlu kalmadıkça terk edemezler.
            Piçin davranış ve tercihlerini sadece başka bir piç kabul edilebilir olarak değerlendirir ve “Neden?” diye sormaz. “Neden” sorusu piçliği yok eder.
            “Piçler açtı. Piçler kirliydi. Ter, toz ve çamur kokuyorlardı. Üşüyorlardı. Ama gülüyorlardı.”
            (Arka kapaktan)
           
         Artık hepimiz Hakan Günday’ı ne kadar çok sevdiğimi biliyoruz. Ama biraz hüzünlüyüm. Çünkü bu kitap Hakan Günday’ın son kitabıydı. Böylece 8 kitabını da okumuş oldum. Aslında Piç’i çok uzun zamandır okumak isteyip de okumayı erteliyordum. Evet, sırf bitmesin diye okumuyordum. Çünkü ne zaman yeni kitap gelecek ya da gelecek mi bilemiyorum. Dergilerde de yazıyor artık Hakan Günday ama ben artık dergi okumaktan pek hoşlanmıyorum. Lisedeyken falan çok okurdum da şimdi nedense çok zor geliyor, bilmiyorum.
         Kitaba gelecek olursak; kitap piçleri anlatıyor adı gibi. Doğuştan kimsesiz olanları değil de kimsesiz, hiçbir şeysiz olmayı seçmiş kişileri…
         Hakan Günday’ın tarzına alıştıysanız okumak zor gelmeyecektir.
         Okuyunuz efenim.

         Diğer kitapları ile ilgili yazılarım için burayı tıklayabilirsiniz. 

7 Nisan 2015 Salı

Daha

         


         Daha
         Hakan Günday
         Doğan Kitap
        
         Siz bu cümleyi okurken, bir yerlerde insanlar, ülkelerindeki savaş, açlık ve yoksulluktan kaçmak için sonu zifiri bir yolculuğa çıkmaya hazırlanıyor. Ancak bu hikaye o kaçak göçmenlerle değil, onları kaçıranlardan biriyle ilgili. Adı Gâza. Babası bir insan kaçakçısı, Gâza da onun çırağı. Henüz 9 yaşında. Yani, hayata ve insana dair, öğrenmemesi gereken ne varsa, hepsini öğrenecek yaşta.
            “Doğu ile Batı arasındaki fark, Türkiye’dir. Hangisinden hangisini çıkarınca geriye Türkiye kalır, bilmiyorum ama aralarındaki mesafe Türkiye kadar, ondan eminim. Ve biz orada yaşıyorduk. Her gün politikacıların televizyonlara çıkıp jeopolitik öneminden söz ettiği bir ülkede. Önceleri çözemezdim ne anlama geldiğini. Meğer jeopolitik önem, içi kapkaranlık ve farları fal taşı gibi otobüslerin, sırf yol üstünde diye, gecenin ortasında mola verdiği kırık dökük bir binanın ada ve parsel numaralarıyla yapılan çıkar hesapları demekmiş. 1.565 km uzunluğunda koca bir Boğaz Köprüsü anlamına geliyormuş. Ülkede yaşayanların boğazlarının içinden geçene dev bir köprü. Çıplak ayağı Doğu’da, ayakkabılı olanı Batı’da ve üzerinden yasadışı ne varsa geçip giden, yaşlı bir köprü. Kursağımızdan geçiyordu hepsi. Özellikle de, kaçak denilen insanlar… Elimizden geleni yapıyorduk…. Boğazımıza takılmasınlar diye. Yutkunup gönderiyorduk hepsini. Nereye gideceklerse oraya… Sınırdan sınıra ticaret… Duvardan duvara…”
            (Arka kapaktan)

         Hakan Günday kitaplarını ne kadar çok sevdiğimi herkes biliyor artık. Okumadığım tek bir kitabı kaldı, o da: Piç. Adam ne yazarsa güzel yazıyor bence. Ve son zamanlarda şaşırmak bu kadar zor bir şeyken bu adamın her kitabında en az bir kez “Vayy be!” diyebiliyor insan. Bence günümüz yazarlarından kendini tekrar etmeyen nadir bir yazar kendisi.
         Gelelim kitaba. Bu kitaba bir yıl önce başladım ben. Başta çok güzel gidiyordu sonra bir şeyler oldu, yarım bıraktım. Bir ara yeniden başladım ama kitap beni sarmadı. Ama iki gün önce yeniden elime alınca aktı gitti. Sanırım bu ara Hakan Günday havamdayım, ondan.
         Kitapta en çok Gâza’nın yaptığı deneylerden etkilendim bir de ben. Bir insan nasıl bu hale gelebilir, gerçekten olabilir mi anlayamıyorum bazen. Ama her Hakan Günday kitabında da olduğu gibi bu okuduğumuz tüm olaylar hayatın içinde varlar. Ne yazık ki.

         Okuyun efenim.

14 Aralık 2013 Cumartesi

Zargana

         

         Zargana
         Hakan Günday
         Doğan Kitap

         Kimsenin birbirine bakmadığı, yalan, ihanet, şiddet, tecavüz ve acımasızlıkla yoğrulmuş, yalnızca hayallerin göz göze geldiği bir hayattan intikam almanın en iyi yolu yaşamaktır. Anlam aramak boşunadır ve her şeyin “hiç”e dönüşmesi gerekir.
            Henüz on ikisinde Berlin’de dört kişinin tecavüzüne uğrayan Zargana, bu olaydan sonra kendini insan sınıfından sıyırır. Ne var ki insan olmaktan uzaklaşıp “hiç”e yaklaştıkça kendisine döner, âşık olur. Parçalanmış benliğini onarmak için, başkalarının oynadığı bir “hayat oyunu”nu sahnelemeye koyulur…
            Daha ilk romanı Kinyas ve Kayra (2000) ile Türk edebiyatında farklı bir yeri olacağını kanıtlayan Hakan Günday, Zargana’da bunca karmaşık bir öykünün altından yalın ve duru bir anlatımla kalkıyor. Hayat, varlık, hiçlik, oyun, zekâ, kudret ve âcizlik arasında gidip gelen bir metin.
            (Arka Kapak)

         Hakan Günday’ın kitaplarını ne kadar sevdiğimi bildiğizi düşünüyorum artık. Bu kitapta da hayal kırıklığına uğramadım. Yine çok sevdim. Yine beni çok şaşırttı.
         Sanırım Hakan Günday’ın kitaplarının beni bu kadar etkileme sebebi; içinde hiçlik, hayat, varlık, güç, güçsüzlük, şiddet, aşk, tutku gibi birçok ögeyi birden barındırması. İstanbul gibi yani, her an merakımı diri tutuyor.
         Arka kapak yazısı bir fikir veriyor zaten. Daha fazlası için kitabı alın okuyun derim.
         Yeni kitabı da çıktı biliyorsunuz Hakan Günday’ın. Daha. Onu da aldım. Ama henüz okumadım. Daha ve Piç kaldı yani sadece okunacak Günday’dan.

         Siz Hakan Günday’dan okur musunuz ya da hangi kitaplarını okudunuz?