Gölge Hırsızı
Marc Levy
Çeviren: Ayça Sezen
Can Yayınları
“Sen
benim gölge hırsızımsın; nerde olursan ol, seni bulacağım.”
Babası
tarafından terk edilmiş, çocukluğu boyunca annesiyle birlikte sıradan bir
kasabada yaşayan kahramanımızın özel bir yeteneği vardır: Peşine gölgeler
takılır, ona hep bir şeyler fısıldar…
Yıllar
geçmiş, bahçesindeki kestane ağaçlarının altında oturduğu okulunu, babasıyla
annesinin birbirlerini sevdikleri zamandan kalma o soluk fotoğrafları ardında
bırakarak yeni bir hayata başlamıştır. Ne var ki tekdüze hayatı ve bir türlü
ismini koyamadığı ilişkisiyle içindeki özlemi dindirememekte, ona fısıldayıp
duran gölgelerden bir türlü kurtulamamaktadır.
Bir
kıyı kasabasına yolunun düştüğü bir gün, hüzün dolu geçmişinin, peşini
bırakmayan gölgelerin sırrı yavaş yavaş çözülmeye başlar. Yıllar önce geldiği
bu kumsalda, gölgelerinin birbirine karıştığı ilk aşkının izini bulacak ve onun
peşine takılacaktır.
Belki
de, bir sandığın içine sakladıkları o uçurtmayı yerinden çıkarmanın zamanı
gelmiştir artık…
Gölge Hırsızı, ardımızda bırakamadığımız anları, anıları ve aşkları anlatıyor. Yani
peşimize takılan, kurtulamadığımız gölgeleri…
(Arka
kapaktan)
Serrose’nin blogunda gördüm bu kitabı.
Can Yayınları’nın indiriminden almıştı. Ben de indirimden bir sürü kitap almama
rağmen çok merak ettim kitabı. Sırf bu kitabı almak için bir kez daha gittim
D&R’a.
Aldım geldim eve ama elimde başka kitap
vardı okuduğum. Yani Kafka’nın Bebeği’ni okuyordum. Onun yazısı da burada. O
yüzden bu sonraya kaldı.
Neyse okudum, bitirdim ve çok sevdim.
Bir çocuğun hayatını ve onun gölgesini konu alıyor kitap. Benim en çok hoşuma
giden kısmı ise çocuğun dilinden yazılmış olması idi. Bence kitabı bu kadar
samimi kılan da buydu.
Okumayanız varsa okumanızı tavsiye
ederim.