E yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
E yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mart 2018 Perşembe

Mardin - Güneş Ülkesi

         
         Mardin - Güneş Ülkesi
         Nükhet Everi
         E Yayınları

         İstanbul Rehberler Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve aynı birliğin Mardin Çalışma Komisyonu kurucusu ve başkanı Nükhet Everi bu kitabıyla binlerce yıllık bir geçmişe sahip Mardin’de sizleri sokak sokak bir yolculuğa çıkarıyor.
         Mardin’i yalnızca önemli tarihi eserleriyle değil yerel kültürü ve insanlarıyla da tanışıp; yemek ve alışveriş önerileriyle gezinize renk katıyor.
         Mardin’i merak eden gezginler ve okurlar için eşsiz bir bilgi kaynağı...
        
         “Güneş Ülkesi’nin sahici fısıltılarını bugüne taşıyan telaşlı bir gezgin... O kadar telaşlıdır ki, heybesine yüklediği hikayeler bin renkli, bin bir ötüşlü Anka gibidir... On binlerce yıllık kültürün telaşlı aktarıcısıdır Nükhet...” Ahmet Güneştekin
         “Mardin’i gittim gördüm, ama Nükhet Everi’nin kitabını okuduktan sonra “gitmiş-görmül” saymadım kendimi. Mardin’i, oranın ruhunu, hikayelerle, tarihle, insanla öyle ustaca anlatmış ki Nükhet; tam anlamıyla görmek için bu kitaptaki satırlar eşliğinde bir kez daha gideceğim Güneş Ülkesi’ne. Bazen gidip görmek yetmiyor işte; satırların rehberliğinde dokunmak gerekiyor!” Onur Baştürk – Hürriyet Gazetesi (Kelebek Yazarı)
         “Sürünün peşine takılmayıp kendi yolunu çizen sıra dışı insanlara bayılırım. Onlar hareket ettir kitleleri, değişik fikirleri ve farklı bakış açıları insanları düşünmeye, yeniyi keşfetmeye iter. Nükhet kanaat önderlerimdendir, bakıp da göremediğimi gösterir bana. Taşın şiire dönüştüğü Mardin’e defalarca gittim. Göremediğim her şey ince ince elenip işlendikten sonra Nükhet’in kaleminden dökülmüş satırlara. En keyifli Mardin yolculuğum bu kitabın sayfaları arasına saklanmış, elimden bırakamadım.” Saffet Emre Tonguç – Tarihçi, Seyahat Yazarı
         (Arka kapaktan)

         Türkiye turundayken Mardin’i gezmiştik tabii ki ve aşık olmuştum. Bu ara da canım seyehatle çekiyor açıkçası ama şartlar ve hayat işte. Bir yere gidemiyorum. O yüzden okumak istedim aslında kitabı. Yoksa turdayken Deyrulzafaran Manastrı’nın hediyelik eşya kısmından almıştım ve yıllardır bekliyordu kitaplığımda.
         Kitaba tek kelimeyle ba-yıl-dım. Çok iyi hazırlanmış bir kaynak kitap bence. Her tarihi eser ya da mekan o kadar ayrıntılı anlatılmış ki bence öğrenciler de derslerine yardımcı olarak kullanabilirler. Kitapta birden fazla yol haritası var. Yani şehri farklı farklı yol haritalarını kullanarak gezebilirsiniz. Bu özelliği çok hoşuma gitti. Ayrıca gidebileceğiniz güzel restoran ya da hediyelik eşya alabileceğiniz dükkanları da eklemiş Nükhet Hanım. Bu da güzel bence. Bir yere gittiğimizde güvenilir yerlerden yemek içmek hatta alışveriş yapmak da önemli benim için. Bu kadar iyi bir kaynak kitap olmasının yanı sıra da sadece merak edip de okumak isteyenlerin de zorlanmadan okuyabileceği kadar akıcı bir kitap. Herkesin zorlanmadan okuyabileceğine eminim.
         Kitabın arkasında bir kronoloji ve sözlük kısmı da var. Bu Mardin’in tarih sıralamasını görmek ve yabancı gelebilecek terim ve terminolojiler için çok faydalı.
         Ayrıca bu kitapta Ahmet Mümtaz Maden’in de adı geçiyor. Kendisi beni Türkiye turundaki hocamdı. Zaten Nükhet Everi’nin kitabını da o önermişti.
         Böyle güzel çalışmalar beni gururlandırıyor.
         Okuyunuz efenim.

9 Ekim 2013 Çarşamba

Boyalı Kuş (E – Kitap)

         

         Boyalı Kuş
Jerzy Kosinski
E Yayınları

         “İkinci Dünya Savaşı’nı konu edinen kayda değer kurgulardan hiçbiri Jerzy Kosinski’nin Boyalı Kuş’unun seviyesini yakalayamaz. Görkemli bir sanat eseri ve insan iradesi üzerinde yazılmış en iyi methiye. Bunu okuyan asla unutmayacak, ve mutlaka sarsılacak. Boyalı Kuş edebiyatımızı ve yaşamlarımızı zenginleştiriyor.” – Jonathan Yardley, The Miami Herald –
            “Olağanüstü… Tam anlamıyla sersemletici… Hayatımda okuduğum en güçlü kitaplardan biri.” – Richard Kluger, Harper’s Magazine-
            “En önemli yazarlarımızdan biri.” – Newsweek-
            “En iyilerden biri… Derin bir içtenlik ve duyarlılıkla yazılmış.” – Elie Wiesel, The N. Y. Times –
            (Arka kapak)

         Geçtiğimiz yıllarda neredeyse takip ettiğim her blog yazarı bu kitaptan bahsetti blogunda. O kadar çok merak etmiştim ki bu kitabı aramadığım kitapçı kalmamıştı. Ama bir türlü bulamamıştım. (Bu arada çok popüler kitaplardan hoşlanmıyorum. Daha doğrusu çok satanlar listesindekilerden. Yani hep kesin çok saçma, ciklet bir kitaptır bu diye düşündürüyor bana.)
         Ama bu kitap isminden midir nedir iyi bir kitabım ben diye bağırıyordu resmen. En sonunda e – kitap versiyonunu buldum. Okudum da rahatladım.
         Aslında rahatladım derken öyle yenilir yutulur bir kitap değil bence. Rahatsız edici bir şekilde iç acıtıcı hatta. Arka kapak yazısında da yazdığı gibi asla unutamayacağım bir kitap bu!
         Savaş zamanlarını anlatan kitap çok okudum, hatta dedelerimden, büyüklerimden de o zamanların hikayelerini çok dinledim. Ama her seferinde aynı acıyı hissediyorum içimde. Yine aynısı oldu! Ve bence hikayenin bir çocuğun ağzından yazılmış olması da en vurucusuydu. Gerçek bir hikaye olması da cabası…
         Ne diyeyim ki… Okuyun, okutun.


13 Temmuz 2013 Cumartesi

Dresden Gecesi


Dresden Gecesi
Ladislav Mnacko
E Yayınları
Ladislav Mnacko, 1919 yılında Slovakya sınır bölgesinde doğdu. Genç yaşta gazeteciliğe başladı. Çekoslavak Komünist Partisi organı olan “Rude Prova” gazetesi ve “Kulyurny Zivot” dergisinde çalıştı. Edebi röportaj diye tanımlanabilecek bir tür geliştirdi. “Ölümün Adı” (e yayınları: 25) romanıyla uluslar arası bir üne erişti, kitap yirmi kadar yabancı dile çevrildi. İki buçuk milyon basıldı. “Caddeler Nerede Son Bulur” ve “Geç Kalmış Röportajlar”, komünist bloktaki aşamayı anlatan, yazarına büyük ün kazandıran kitaplardır (1962, 1963. 1968 yılında İsrail ve Kuzey Vietnam olayları üzerine bir inceleme olan “Saldırganlar” adlı eseri, ardından “Yedinci Gece” adlı romanı basılmıştır. Eserlerinin bütününde, Sovyet yanlısı statükocularla hesaplaşan “Çekoslavak” bir dünya görüşü ağır basar.
1969 yılında yayınlanan “Dresden Gecesi – Nocny Rozhovor”, iki ayrı kuşağın, yitip gidenlerle savaş sonrası doğanların hikayesi. Acı ama yazarının bütün eserleri gibi çok ilginç bir kitap.

Bu kitabı geçen yaz bir otelin resepsiyonunda çalışırken okumaya çalışmıştım. Birkaç sayfayı bile zor bitirmiştim. O zamandan beri bekliyordu kitaplığımın bir köşesinde. Bu yaz yeniden aldım elime. Yavaş akan bir kitap olmasına rağmen iyi de işlenmiş bir kitap. Almanya’daki savaş zamanını yaşamış bir adamla savaş sonrasında babası suçlu bulunup idam edilen bir genç kızın Dresden’de anlatarak geçirdikleri/sabahladıkları bir geceyi anlatıyor.

Sonuç itibariyle güzel bir kitaptı. Tavsiye ederim.

2 Kasım 2012 Cuma

Şibumi




         Şibumi
         Trevanian
         E Yayınları

         Şibumi gizemli ve şaşırtıcı yazardan gerçek bir kahramanın inanılmaz öyküsü üzerine felsefe ve edebiyatın iç içer bulunduğu hayranlık uyandıran bir kurgu.

         Nicholai Hel, özellikleri ve özgün kişiliğiyle gerçek bir roman kahramanı… Yarı Rus, yarı Alman asıllı soylu bir Amerikan düşmanı. Şanghay’da doğmuş, bir Japon generali tarafından büyütülmüş ve bir Japon bilgesinden Go oyununu öğrenmiş. Öğrenilmesi çok zor olan Bask dili dahil yedi dili ana dili gibi konuşuyor. Plastik kartla ya da kurşun kalemle bir insanı rahatlıkla öldürebilecek ustalıkları edinen, üstün düzeydeki “yakın algılama” yeteneği sayesinde fotoğrafı bile çekilemeyen bu profesyonel, korkusuz, yenilmez savaşçı ve gerçek filozof, günün birinde emekli olarak çekildiği şatosundan amansız ve acımasız bir dövüşe katılmak üzere çıkıyor…
         (Arka kapaktan)

         Bu kitabı uzun zamandır bitirmeye çalışıyorum. Nedense –çok ilgilenmeme ve ikinci yabancı dilim Japonca olmasına rağmen- Japonya’yla ilgili ya da Japonya’da geçen olayları anlatan anlatılar ya da romanlar bir türlü akmıyor bende okurken. Neden olduğunu bir türlü anlayamıyorum ama merakım ve inadım ağır bastığından her seferinde o kitabı bitirebilmek için büyük bir uğraş veriyorum.
         Bu da o kitaplardan biri oldu. Hem de çok enteresan bir kurgusunun olmasına rağmen.
         Şibumiyi basitliğin güzelliği gibi tanımlayabiliriz sanırım. Nirvanaya ulaşmak gibi en üst seviyeye ulaşmaya dayanıyor. Tabii en belirsiz, dikkat çekmeyen ve en basit halle.
         Kitabın ana kahramanı Nicholai Hel, artık itildiği sebeplerden dolayı diyelim bir katil oluyor ve en basit bir nesneyle bile bir insanı kolayca öldürebiliyor.
         Benim bu kitabı okumaya başladığımda beklentim yüksekti. Karşılamadı mı? Tabii ki karşıladı. Ama başka yönlerden.
         Mesela ben cinayetleri hakkında bahsedeceğini düşünürken onları çok yüzeysel geçmişti. Tabii ki öldürme tekniklerini merak etmiyordum ama işte olayın gelişme aşamasını, görüştüğü adamları ya da sonucunu bilmek isterdim doğrusu.
         Öte yandan Hel’in bir katile dönüşmeden önce üç yıl boyunca hapishanede geçirdiği yıllarını, kendisine çizdiği programı uygulayışı ve Bask dilini öğrenme sürecini anlatışı çok güzeldi.
         Go oyununu biraz daha detaylı anlatmasını isterdim doğrusu.
         Ama Hel’in uğraştığı mağaracılık ya da mağara keşfi gayet güzel ve keyifli anlatılmıştı.
         Bu kitap hem çok zorlanarak okuduğum –benden kaynaklanıyor kesinlikle- hem de çok çok sevdiğim bir kitap oldu.