Kafka Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kafka Yayınevi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Ağustos 2018 Salı

Bojangles'i Beklerken

 


Bojangles’i Beklerken

Olivier Bourdeaut

Çeviren: Gizem Şakar

Kafka Yayınevi Gizem Şakar

 

France Culture-Telerama, Grand Prix RTL-Lire ve France Televisions-Roman gibi üç önemli edebiyat ödülüne sahip olan Bojangles’i Beklerken hayli etkileyici bir roman. Hatta çılgın aşk teması hiç bu kadar neşeli, ama bir o kadar dokunaklı anlatılmamış olabilir…

Oğullarının şaşkın bakışları altında, Nina Simone’un “Mr Bojangles” şarkısını çalıp sürekli dans eden ve bundan asla bıkmayan bir çift. Daima şölen havasında yaşanan uçarı bir aşk. Karısına sınırsız bir sevgiyle bağlı olan bir adam. Evde beslenen devasa bir kuş. Salanun siyah beyaz zemininde dev dama taşları ve bize tüm bunları anlatan bir çocuk… Sadece eğleneceye, havailiğe ve arkadaşlara adanmış bu taşkın hayatın tek orkestra

şefiyse, sağı solu belli olmayan, çılgın bir kadın olan anne. Evlerinde paytak paytak dolaşan koskoca egzotik kuş Matmazel Fuzuli’yi uzak diyarlarda evlat edinip ailelerinin değişmez bir üyesi olarak yuvalarına dahil eden de o… Dizginsiz bir eğlence, hayal ve oyun dünyasının girdabını tüm aile üyeleri için hiç sıkılmadan karıştıran da… Ne var ki bir gün biraz fazla ileri gidiyor. Ve bunun üzerine babayla oğlu, kaçınılmaz olanın önüne geçmek için ellerinden geleni yapmaya girişiyor. Çünkü parti devam etmeli, çünkü her ne pahasına olursa olsun eğlence sürüp gitmeli!

(Arka kapaktan)

 

Bojangles’i Beklerken değişik bir kitap. Sürekli Bojangles eşliğinde dans eden anne ve baba, partiler, çılgın davetler, uçarı hareketler ve evde paytak paytak dolaşan bir telli turna yani Matmazel Fuzuli. Ve bunların hepsi ailenin tek çocuğunun ağzından anlatılıyor.

Histeri, bipolarite, şizofreni… Bunları okumayı çok sevsem de ve kitap üç önemli edebiyat ödülüne sahip olsa da sanırım benim şu an içinde bulunduğum ruh halinden dolayı bana çok ulaşamadı kitap. Sevmedim diyemem, çok sevdim hatta. Ama kitapta yansıtılmak istenen o coşkulu ruh haliyle sürüklenemedim diyelim.

Belki ileride bir gün yeniden okurum.

 


9 Ağustos 2018 Perşembe

Ru

 


Ru

Kim Thuy

Çeviren: Gizem Şakar

Kafka Yayınevi

 

Kim Thuy on yaşında ailesiyle birlikte bir gemiye biner ve evini, doğup büyüdüğü toprakları ardında bırakarak Vietnam’dan ayrılır. Komünist rejimden kaçarken Siyam Körfezi’ni geçerek Malezya’daki mülteci kampına, oradan da Quebec’e ulaşır. Kim bu süreçte Fransızca ve İngilizce öğrenir, sebze toplayıp dikiş dikerek cep harçlığını çıkarır.

Göçmen kimliğini sorgulayarak tamamladığı eğitiminin ardından avukat ve tercüman olarak çalışır. Evlenip anne olunca kendini her fırsatta bir şeyler karalarken yakalar ve Vietnamlı bir göçmenin meçhul bir geleceğe yol alışının hikayesini Nguyen An Tunh adı altında baş döndürücü bir şekilde satırlarına dökerken geçmişin Vietnam’ını da yeniden yaratıp bugüne aktarır.

Governor General’s Edebiyat Ödülü dahil olmak üzere pek çok ödüle layık görülen bu kitabı okurken yoğun sis perdesini kaldırıp pencerenizden süzülerek rüyalarınıza karışan ninninin ezgisini işiteceğinizden emin olabilirsiniz…

“Güneydoğu Asya’dan Quebec’e uzanan eşi benzeri görülmemiş bir sürgün hikayesi.” The New York Times

(Arka kapaktan)

 

Ru, Vietnam edebiyatından bir eser. Daha önce hiç Vietnam edebiyatına ait bir kitap okuduğumu hatırlamıyorum açıkçası. Bu kitaptan da haberim yoktu da bir Youtube videosunda görüp aldım.

Yazarı Kim Thuy, komünist bir rejimden kaçabilmek için on yaşında ailesiyle birlikte Vietnam’dan ayrılmak zorunda kalır. Bir gemide kendisi gibi bir sürü insanla üst üste bir mülteci kampına ulaşır. Yolculuğu ve hayatı boyunca çeşitli işler yaparak hayatta kalmaya çalışırken bir yandan da Fransızca ve İngilizce öğrenir. Bir yandan kendini ve göçmenliğini sorgularken bir yandan da eğitimini tamamlamaya çalışır. Anne olduktan sonra da Vietnam’dan bugüne olan hikayesini yazmaya başlar.

Acı bir hikaye ama ben sevdim yazı dilini.