Epsilon Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Epsilon Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Şubat 2018 Pazar

Hayatım Roman(ya)


         


         Hayatım Roman(ya)
         Jale T. Elhadef
         Epsilon Yayınları
        
         Sevgili okuyucum,
         İçinde yaşadığımız bir çorba değil mi hayat? Bir kepçe de benim elimden içmeye ne dersiniz? Tadını beğenmenizi sadece umabilirim; ancak şunu söylemem mümkün: Satırların arasında tanıdığınız insan halleriyle, başkaları için önemsiz olabilecek ama sizi zamanında derinlemesine etkilemiş yaşam ayrıntılarıyla karşılaşacaksınız, hatırlayacaksınız. Yazdıklarım, hayatı çok daha ağır koşullar altında yüklenmiş olan insanlara pek hafif gelebilir, ama yaşam durduğumuz noktaya göre her birimize farklı görünmez mi? Hepimiz için şeytan ayrıntıda değil mi?
         Kitap yazmaya karar verdiğimde, öncelikle Romanya’da yaşadıklarımı paylaşmak istedim okuyucumla. Kabuğumun dışındaki dünyayı fark ettiğim, hayatı kavradığım bir süreçti Romanya benim için. Geçmişe dair anlattıklarımı da bu yeni “ben” yazdı. Önyargılardan kendini soyutlayarak, dışarıda durup geçmişe bakarak...
         Görelim bakalım, Romanya öncesi nasıldı hayatım ve sonrasında nasıl değişmiş; değerler, kavramlar, ilişkiler ne hal almış? Geçmiş nasıl da gelecekle örtüşmüş.
         (Arka kapaktan...)

         Yazarın Romanya’da geçirdiği üç yılını okuyoruz kitapta. Romanya’ya eşinin işi vasıtasıyla gidiyorlar ve hayatlarında Romanya bahsi geçmeye başladığından itibaren bir önyargıyla donanıyor bence yazar. Yani insanın alıştığı çevreden ve yaşadığı ülkeden kopması zor olabilir ama bu kadar önyargıyla dolup taşmanın nedenini anlayamıyorum doğrusu. Gidince de türlü türlü aksiliklerle karşılaşıyorlar ve bence kişi ne kadar isyan edip, karamsarlığa kapılırsa o kadar belayı üzerine çekiyor.
         Yani kitapta yazarın Romanya anılarını değil de daha çok Romanya’dan şikayetlerini okuyoruz diyebilirim. Çok hoşlandığım bir kitap olmadı bu yüzden.


8 Kasım 2016 Salı

Ateş ve Su 2



         Ateş ve Su 2
         İmran Tohumcu
         Epsilon Yayınları
         “Biz her zaman farklıydık. Normal diye bir kavram bizim hayatımızda hiç var olmamıştı. Zıttık, birbirimizle uyuşmuyorduk. O siyahsa ben beyazdım. O karanlıksa ben aydınlıktım. O soğuk bir kış rüzgarıysa ben ılık bir yaz esintisiydim. Biz Ateş ve Su’yduk. Evrende bilinen en büyük zıtlıktık. Belki birlikte olmamız bile hataydı. Hiç yan yana gelmemeliydik. Ama kader, bizi bir araya getirmişti. Belki de biri bir araya getiren sadece tesadüftü…
            Ateş benim bu dünyadaki cehennemimdi.”
            “O, bu zamana kadar karşılaştığım en farklı, en tuhaf, en değişik insandı, çoğu zaman beni çileden çıkarsa da benim ufaklığımdı işte. Her şeyine her şeyimle değer verdiğim tek kızdı. O inatçı tavrı, beni sahiplenişi, benden bir türlü vazgeçmeyişi, ona yaptıklarıma rağmen hala yüzüme bakıp beni sevebildiğini açık açık söylemesi ve daha sayabileceğim birçok neden varken Melisa’nın kalbimdeki yeri bambaşkaydı. Kelimelerle tarif edilmezdi. Onu ilk gördüğüm zaman nasıl sadece bir kız çocuğu diye içimden geçirdiysem, şimdi de sadece benim her şeyim diyordum. Çünkü öyle olmuştu. Öyle olmayı kendi masumluğuyla, kendi elleriyle başarmıştı.
            Melisa, benim bu dünyadaki cennetimdi.”
            (Arka kapaktan)

         Yazarı Ateş ve Su’yu çok uzun olduğu için iki kitap halinde yayınladıklarını söylemişti Wattpad’de. Haklı, uzunca bir kitap. Çok şey yaşıyorlar.
         Açıkçası ben bu ikinci kitabı daha çok sevmiştim. Melisa büyüdü çünkü. Çok zor şeyler yaşadı, yaşamın kıyısında dolandı ama büyüdü. İlk kitaptakinin aksine anlatım dili bile daha olgundu.
         Ateş de Melisa’yla birlikte büyüdü aslında. Değişti; sevmeyi, değer vermeyi öğrendi.
         Sonrası mı? Kitabı okuyun.
        


4 Kasım 2016 Cuma

Ateş ve Su




         Ateş ve Su
         İmran Tohumcu
         Epsilon Yayınları

         “Geçmişin izleri yüzünden sevgiye ve aşka inanmayan bir adamla en büyük hayali gerçek bir aşk yaşamak olan genç bir kızın, sırlarla dolu hikayesi.”
     Melisa, 17 yaşında bir lise öğrencisidir. Zorluğa dair hiçbir şey bilmeyen, bu yaşına dek el bebek gül bebek büyütülen, içinde kötülüğe dair hiçbir şey olmayan Melisa’nın hayatı sürekli ev ve okul arasında geçmektedir. Ta ki beklemediği bir anda, tesadüf eseri karşılaştığı bir adam tarafından hayatı tamamen değişene dek. Kendini en büyük hayalinin gerçek olacağı bir masalın içinde sanan Melisa, yaşadıklarının aslında bir rüya olduğunu çok geç olmadan fark edecektir.
      Ateş, 23 yaşında sert mizaçlı bir adamdır. Zoru çok iyi bilen, bu yaşına dek bir şeyleri kazanmak için çabalayan, dünya üzerinde sevgi diye bir kavramın olmadığına inanan soğukkanlı biridir. Kendi geçmişini unutmaya çalışıp yaşadığı izleri hafızasından silmeye çalışırken karşısına çıkan geveze bir kız tüm duygularını altüst eder.
     Birbirine bu denli zıt iki karekter. Onlar Ateş ve Su. Biri yakmak için var. Bir diğeri söndürmek için. Peki bu savaşı hangisi kazanacak? Ya da zoru başarıp, birlikte kazanabilecekler mi?
     “Sana en başında bana göre olmadığını söylemiştim ufaklık.”
      (Arka kapaktan)

         Wattpad’den okuduğum bir kitaptı Ateş ve Su. Severek de okumuştum.
         Melisa’nın şımarıklığına zaman zaman kızsam da ailesi tarafından el bebek gül bebek yetiştirilmesi sebebiydi.
         Ateş, ne kadar sert olsa ve kötü işlere bulaşsa da o da bir zamanlar çocuktu ve masumdu. Çevremden çok tanıdık insanlar gibiydiler.
         Kitap bitince oldukça üzülmüştüm hatta. Maceralı bir aşk hikayesi.



23 Aralık 2014 Salı

Mutlu İnsanlar Kitap Okur ve Kahve İçerler

         


         Mutlu İnsanlar Kitap Okur ve Kahve İçerler
         Agnes Martin-Lugand
         Çeviri: Gökberk Çapraz
         Epsilon Yayınları

         Diane kocasını ve kızını ansızın bir araba kazasında kaybetmişti. Ruhu buz tutsa da kalbi atmaya devam ediyordu ama. İnatla. Acı vererek. Gereksiz yere…
            Hatıraların arasında kaybolan Diane için artık hayat belirsizdi. Belki de kendi kendini sürgün ettiği İrlanda topraklarına ayak basmasıyla tünelin sonundaki ışığı görebilecekti. Her şeyini kaybeden ve hayata devam etmekten başka hiçbir seçeneği olmayan bu genç kadının bazen dramatik bazen eğlenceli yolculuğuna kayıtsız kalamayacaksınız.
            “Bu kitap iyi bir espressonun aromasına sahip.” L’Express
            (Arka kapaktan)

Üzücü bir kitaptı aslına bakarsanız. Kadın ailesini kaybediyor bir kazada ve resmen içine kapanıyor. O acıyı hissedebiliyorsunuz.

Tam kitabı çok sevdim diye düşünürken saçma sapan bir şekilde bitiverdi. Acaba devamı gelecek mi diye düşünüyor insan. Günü geçirmelik idare eder bir kitap diyebilirim.

30 Temmuz 2014 Çarşamba

Yüzleşme

        


         Yüzleşme
         Nora Roberts
         Epsilon Yayınları

         Yüz elliden fazla romanıyla, Amerika'nın en çok satan kadın yazarı Nora Roberts, gerilim ve aşk dolu bir hikayeyle okuyucuyla buluşuyor…
            Phoebe MacNamara’nın aile hayatı da iş hayatını aratmayacak sorun ve travmalarla doludur. Evden dışarı adımını atmayan bir anne, babasız yetişen bir kız çocuğu ve ölmüş olmasına rağmen, varlığıyla evi kuşatan dominant büyük kuzen… Ve işiyle ailesine olan bağlılığı yüzünden yıllardır uzak kaldığı aşk…
            Phoebe, bunca olay içinde tutku ve heyecan dolu bir ilişkiyi yürütmeyi başarabilecek midir?
            (Arka kapak)

         Kuşadası o kadar sıcak ki hiçbir şey yapmak gelmiyor içimden. İşe gitmeyecek olsam gündüz uyur gece serinde ayaklanırdım hatta ama maalesef olduramıyorum bunu.
         Çok sık kitap bitiremiyorum zaten yoğunluktan, yorgunluktan. Aynı zamanda da ağır kitaplara tahammül de edemiyorum bu ara. Gerçi böyle kitaplarda cinlerimi tepeme çıkarıyor ama okumak da lazım. Neyse ki bu kitap vıcık vıcık bir aşk kitabı değildi.
         İçine biraz polisiye ve gizem de serpiştirilmişti de okuyabildim.

         Dili bana çok yüzeysel gelse de okunabilir. Bu sıcaklar bitinceye kadar bir iki tane daha böyle kitap okuyabilirim, kim bilir. 

14 Temmuz 2014 Pazartesi

Saftirik Greg’in Günlüğü

         


         Saftirik Greg’in Günlüğü
         Jeff Kinney
         Epsilon Yayınları

         Daha önce de söylediğim gibi, bir gün çok ünlü olucam, ama şimdilik bir gerizekalılar ordusuyla okula tıkılmak zorundayım!
         Çocuk olmak zor iştir. Hiç kimse bunu, kendini birdenbire  henüz gelişimini tamamlayamamış “afaklıklarla” her gün tıraş olmak zorunda olan “azmanların” aynı sıraları paylaştığı ortaokulda bulan Greg Heffley’den iyi bilemez.
         SAFTİRİK’İN GÜNLÜĞÜ’nde, yazar ve ilüstratör Jeff Kinney bizi çok ilginç bir kahramanla tanıştırıyor. Greg’in de günlüğünde söylediği gibi:
         Kimse benden “Sevgili Günlük, bugün kendimi şöyle hissediyorum,” filan yazmamı beklemesin! İşte o kadar!
         Greg Heffley’in maceraları sizi çok eğlendirecek!
         (Arka kapak)

         Evet, biliyorum bu bir çocuk kitabı olarak geçiyor. Ama ben bu kitabı (ve serisini) hep okumak istiyorum. Her kitapçıya gidişimde bunu “Ben bu kitabı istiyorum ya…” diyip diyip duruyordum. Sonunda okudum. :)

         Greg’in maceraları eğlenceli. Tavsiye ederim.