Alakarga Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Alakarga Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2018 Perşembe

Başbakan'ın Krallığı


Başbakan’ın Krallığı

Süreyyya Evren

Alakarga Yayınları

 

Sürayyya Evren’in ele avuca sığmaz novellası Başbakan’ın Krallığı, bir grup genç yazarın başından geçen hiciv dolu bir hikayeyi anlatıyor. Öyküyü Cem, yeni bir kitabı için bir türlü yayıncı bulamamaktadır. Yazar arkadaşları, bu sorunu aşmak için bir araya gelir ve bir plan yaparlar. Planlarına göre, kitabı yayınlatmak için başvuracakları en garanti yetke, başbakanın bizzat kendisidir. Bu noktadan sonra tam bir kara komedi başlar. Öykü kitabının yayımı için başbakan, genç yazarlardan akla hayale sığmaz bir istekte bulunur.

Süreyyya Evren, politik ince alayla dolu bu kısa romanında, zamanımızın politikacısına, aydınına, gazetecisine hiciv oklarını yöneltiyor. Okumaya doyamayacağınız, kısalığına hayıflanacağınız bir kitap…

(Arka kapaktan)

 

 

Yine her kitabı aynı anda okumak isteyip ama bir yandan da hiçbirini bitiremediğim saçma bir dönemin içindeyim. Hem okumak isteyip hem de okuyamıyorum. İşte o arada bu kitabı bitirdim neyseki. Son bitirdiğim de bu oldu ama sanırım bu ay başka kitap bitmeyecek. (Ve aslında odaklandığım başka bir şey var, kafam ondan dağılıyor aslında.) Neyse…

Kitaba gelecek olursak, yazdığı öykü kitabına bir türlü yayıncı bulamayan Cem, arkadaşlarıyla konuşurken Başbakan’a ulaşmaya karar veriyor. Ona ulaşabilmek için türlü planlar yapıyorlar birlikte. Ulaştıktan sonra da olaylar katlanarak ilerliyor.

Bence o krallığın bugünkü krallıkla hiçbir farkı yok ne yazık ki.

Güzel ve akıcı bir kitaptı. Severek okudum. 

 

Öpücük

 

Öpücük

Lana Citron

Çeviren: Nefise Kahraman

Alakarga Yayınları

 

Öpücüğün serüveni hepimizi çeşitli yollarla içine dahil etmiştir. Hayatımızı güzelleştiren veya cehenneme çeviren bu küçücük dokunuşun nerelere kadar sızdığını tahmin edebilir misiniz? Dudaklarla başlayan bu ilginç eylemin tarihine götürüyor Lana Citron sizi. İlginç öpücük hikayeleriyle dolu bir dizi gerçeği ve rakamı bir arada barındıran bu kitap, öpücüğün etimolojisinden anatomisine, kültürler arasındaki çeşitliliğinden, sinema, edebiyat ve müzikteki yerine kadar geniş bir alanı kapsıyor. Öpücüğü odak alarak ilerleyen metin onun üzerinden tarihe de ayna tutuyor. Akıcı dili ve sade anlatımıyla öpücüğe dair keyifli bir okuma sunuyor. Öpücüğün sesi, şaşırtacak, gülümsetecek ve öğretecek…

(Arka kapaktan)

 

Açıkçası bu kitabı bir roman sanıyordum ama meğer bir inceleme kitabıymış. Neyi inceliyor derseniz öpücük ve öpücüğün tarihini inceliyor. :) Benim arka kapak okuyarak kitap alma huyum pek olmadığı için Alakarga Yayınları’ndan kitap alırken öylesine atmıştım sepete. Kitabı okumaya başladığımda da baştan sona doğru gidip en son arka kapağı okuduğumdan (yayınevi-künye sayfa falan, kitabın kendisi, arka kapak :D ) (n’apalım ben de böyle bir psikopatım) çok sonra farkına vardım kitabın ama bence eğlenceli bir kitaptı. İçinde ilginç bilgiler de var. Şu an İzmir’de gökyüzü gümbürdüyor da olsa ben okurken hava çok sıcaktı ve o sıcaklarda ben çok eğlenerek okudum bu kitabı.

15 Haziran 2018 Cuma

Olivya Çıkmazı


         


         Olivya Çıkmazı
         Nazlı Karabıyıkoğlu
         Alakarga Yayınları
        
         Bir öykünün giriş cümlesi olabilmeyi istedi. Öykü bittiğinde okuyucunun dönüp tekrar okuduğu, belki çantasından çıkardığı defterine not ettiği o cümle...
         Genç kuşak öykücülüğümüzün dikkat çekici isimlerinden Nazlı Karabıyıkoğlu, yeni kitabı Olivya Çıkmaz ile Alakarga’da... Bu kitaptaki öyküler, insanımızın iç dünyasını bir kuyumcu titizliği ile inceliyor. Kentin sokaklarında, mağazalarda, kitabevlerinde, parklarda, ışıklı caddelerde her gün gördüğümüz rengarek kalabalık, bütün o renkleri oluşturan bireylere tek tek eğilmedikçe ne ifade eder? Gürültü deyip geçtiğimiz toplamın içinde birbirinden farklı, ilginç sesler yok mudur? Karabıyıkoğlu işte o benzersiz seslerin öykülerini arayıp buluyor. Severek okuyacaksınız.
         (Arka kapaktan...)

         Severek okumadım ama. Her ay öykü kitabı okuyup hüsrana uğradıktan sonra bir süre okumayacağım diyorum ama öbür ay dayanamayıp yine okuyorum ve sonuç hüsran. Yani çok mu kötüydü bu kitap? Değildi tabii ki. Ama benim istediğim kadar iyi ve vurucu değildi. O yüzden bu kez hakikaten bir süre öykü kitabı okumamaya karar verdim.
         Ama sıkmayacak, boğmayacak, kolayca okunabilecek öykü kitabı arıyorsanız siz bakabilirsiniz.

28 Mayıs 2018 Pazartesi

Dağın Tepesinde Kız


         


         Dağın Tepesinde Kız
         Refik Algan
         Alakarga Yayınları

         Sait Faik Hikaye Armağanı sahibi Refik Algan’dan yeni bir öyküler toplamı. Algan’ın öyküleri geniş bir alana yayılıyor; hem öykü anlayışını, öyküye bakışını, hem de ele aldığı çevreleri hiçbir biçimde sınırlamıyor yazar. Bu yolla öykü okurunu şaşırtan, günümüz öykücülüğünün izlediğ çizginin dışına taşan bir yapıt ortaya koymuş oluyor. Dağın Tepesindeki Kız’da, sonuca ve felsefi akıl yürütmelere yaslanan kısa kısa öyküler de var, edebiyat geleneğimizi izleyen olay öyküleri de. Ama hepsinin içinde kuşkusuz bir Refik Algan ironisi de var. Tadını çıkarmak da, okuruna düşüyor.
         (Arka kapaktan...)

         Öykü kitabı okumayı hep çok sevdim ama uzun süredir beni yakalayan, vurucu öyküler okuyamıyorum. Farklı yazarlar okumaktan memnunum ama bir türlü istediğim etkiyi yaratamıyorlar üzerimde.
         Dağın Tepesindeki Kız, o kadar kötü değildi. Yani son zamanlarda okuduklarımdan bir tık daha iyiydi. Ama bu kitapta da tam ivme yükseldi, vurucu bir son gelecek diyorum ama birden hız düşüyor. Sevdiğim öykülerdi hepsi ama sonları nedense sönüktü bana göre.
         O yüzden bu kitaptan sonra bir süre öykü kitabı okumaya ara vermeye karar verdim.
        

22 Mart 2018 Perşembe

Yatılı Düzlükleri


         Yatılı Düzlükleri
         İzzet Dönmez
         Alakarga Yayınları

         İzzet Dönmez, ilk romanı Yatılı Düzlükleri ile Alakarga’da. Okumaya başlar başlamaz göreceksiniz; Yatılı Düzlükleri, başka romanlara benzemiyor. Yazarının daha ilk satırlarda ilan ettiği üzere, bu metin, sistem karşıtlarının sesi. İnsanı “öğüten” eğitim sisteminin çürüyen yüzünü gözler önüne seriyor. Üstelik bunu, o sistemin “imlasına” da karşı çıkarak yapıyor.
         Yatılı Düzlükleri, Anadolu’nun adı anılmayan bir bozkır kasabasındaki bir yatılı okulda geçiyor. Dostlukları adına birbirlerinin yerine dayak yemeği, aşağılanmayı, yaşanan vahşete, muhbirliğe, tecavüze, işkenceye başkaldırmayı başarabilen üç arkadaş... Ve baştan sona hayranlıkla okunacak bir ilk yapıt...
         (Arka kapaktan...)

         Bu benim biraz zorlanarak okuduğum bir kitap oldu açıkçası. Çünkü bir tane bile imla işareti kullanılmamış. Sistemin imlasına karşı çıktığını söylüyor da arka kapakta, bana göre okuma hızını biraz yavaşlatıyor bu durum.
         Kitap bir bölüm geçmişten, bir bölüm günümüzden olarak ilerliyor. Açıkçası herkesin severek okuyacağı bir kitap olacağını sanmıyorum çünkü yaşananlar rahatsız edici. Yatılı bir okulda yaşanan şiddet, taciz ve tecavüzlerden bahsediyor kitapta yazarı. Çocuklara bunları yapanların öğretmen olduğuna inanamıyorum. Nasıl bir dünyanın içinde büyüdüler ki savunmasız, küçücük çocuklara böyle davranabiliyorlar hiç anlamıyorum doğrusu. Korkunç.
         Severek okudum diyemeyeceğim. İnsanlığımdan utanıyorum.

25 Şubat 2018 Pazar

Guguk Kuşu Bencil Değildir


         


         Guguk Kuşu Bencil Değildir
         Mahmut Yılmaz
         Alakarga Yayınları

         Bu kitabı sipariş verirken çocuk kitabı olabileceğini hiç düşünmemiştim. Çünkü sitede hiç kitap hakkında açıklama yoktu. Açıkçası ismine de vurulmuştum. Ama zaten ben çocuk kitabı okumayı da çok sevdiğimden sorun değil benim için açıkçası.
         Kitap, bir çocuğa annesinin guguk kuşlarının yaşamları üzerinden bencilliği annlatmasını içeriyor.

24 Şubat 2018 Cumartesi

Arasan Gizlidir, Aramasan Aşikâr


         


         Arasan Gizlidir, Aramasan Aşikâr
         Feridüddin-i Attar
         Çeviren: Firdevs Pürçekli
         Alakarga Yayınları

         Toprak alçak, gök yüce
         Böyledir onun tekliği

         Su, ateş, toprak, rüzgar
         Hepsinde onun adı var
        
         Yoğurdu kırk gün toprağımızı
         Bunda ol demekle var etti bizi
        
         İranlı büyük şair Feridüddin-i Attar’ın Mantıku’t-Tayr’ının tanrı’ya övgü bölümü şiir diliyle Türkçede.
         (Arka kapaktan)

         Kitap tanrıya övgüler düzen uzunca bir şiirden oluşuyor. Ama çevirisinden midir (çünkü şiir çevirilerinde bazen duygu geçisi tam yansımıyor dilimize) yoksa başka bir eserin sadece tanrıya övgü kısmı alındığından mıdır nedir biraz eksik hissettirdi bu kitap bana. Ne sevdim ne sevmedim yani.


23 Şubat 2018 Cuma

Ben Türk Kızı Nasılım


         


         Ben Türk Kızı Nasılım
         İsolde
         Alakarga Yayınları
        
         “Eline aldığı üç narı birer el bombası gibi fırlattı yemekhanenin terasına, üçü de kan dolu birer balon gibi patlamış ve terasın yarısını kırmızıya boyamıştı. Hevesle eğildi ve yerdeki nar tanelerini bir tavuk gibi gagalamaya başladı, elleri kullanmak kesinlikle yasak, demişti BurçTanrısı, aşk ve şans için biraz zorluğa katlanacaksınız!”
        
         İsolde kim?
         Eyfel manzaralı selfienize başını uzatan kendini bilmezin biri İsolde! Akraba düğünlerine makyajsız gidiyor, tektaşa uzanan elinize vuruyor! “Sarışın” dayatmasınından fena halde sıkılmış durumda. Saçını boyatmak isteyenlee mavi ve yeşili öneriyor. Kadınların kendilerini erkeklerin fantazilerini gerçekleştirmekle yükümlü hissetmelerini kabul edemiyor. Kadınlara erkeklerin oyuncağı değil, oyun arkadaşı olmayı öneriyor.
         İsolde kim?
         Yanınızdaki cadı İsolde, son cadı!
         (Arka kapaktan)

         Aslında bu kitabı isminden dolayı almıştım. Yani Edip Cansever’in Ben Ruhi Bey Nasılım kitabını andırıyor ismi. Ya çok ciddi bir şey ya da çok abdürd bir şey çıkacaktı karşıma.
Uzun zamandır bu kadar eğlenerek okuduğum bir kitap olmamıştı doğrusu. Zavallı kızlarımızı bir koca/sevgili bulabilmek için girdikleri/düştükleri halleri anlatıyor kitap. Ne yazık ki bir çoğunu çevremde gördüğümü söyleyeceğim. Yani gülerek, eğlenerek okudum ama bir yandan da “neden böyle oluyor” diye sorgulamaktan alamadım kendimi.
         Güzel kardeşlerim/arkadaşlarım olsun diye oldurduğunuz hiçbir ilişki sağlıklı olmuyor. Fazla zorlamayın ve kendinizi sevin.


19 Şubat 2018 Pazartesi

Çay Kitabı


         


         Çay Kitabı
         Kakuzo Okakura
         Çeviren: Ece Attila
         Alakarga Yayınları
        
         Kış sonu çay odasına girdiğinizde yabani kirazın ve kamelyanın tomurcuklandığını görebilirsiniz, bu durum kışın yerini alacak baharın habercisidir.
         Klasik Uzak Doğu’nun gizemli dünyası... Gökyüzü ile yeryüzü arasında anlam arayışına koyulmuş insan... Zen törenleri, çiçeklerin yapraklarından bilgece mesajlar çıkarmaya çalışan çay erbapları... Bu küçük kitap geçen yüzyılın sonunda Kakuzo Okakura’nın elinden çıkmış. Okakura, Batı’nın gün geçtikçe çığrından çıkan sanayi tutkusuna, doğadan uzaklaşma tehlikesine, toprağın bağrını delen çılgınca yapılaşma arzusuna karşı koymuş. Çay Kitabı, dünyada artık bir klasik olarak yerini almış. Ama bakış açısı bugün için öylesine taze ki, onu ülkemizin çaysever okuruna ulaştırmayı görev bildik.
         Çayla tereyağının ilişkisi... Bitki çayları, baharatlar arasındaki amansız savaştan çayın zaferle çıkışı... Budist rahiplerin çay sevgisi, çay odaları, törenler, çay kültürü üzerine kurulmuş hükümdarlıklar... Çay Kitabı’nı okuyun...
         (Arka kapaktan)

         Hem çaysever biri olduğumdan hem de Japon yazarların kitaplarını okumaya çalıştığımdan oldukça merak ederek aldım bu kitabı. Küçük bir kitap olmasına rağmen çay ile ilgili birçok ilginç bilgiye ulaşabiliyorsunuz bu kitapta.
         Kitap; Çay ve İnsanoğlu, Çay Ekolleri, Taoizm ve Zen, Çay Odaları, Sanatın Değerlendirilmesi, Çiçekler ve Çay Ustaları olmak üzere 7 bölümden oluşuyor.

17 Şubat 2018 Cumartesi

Tanrı Mandalina Ağacına Tırmanınca


         


         Tanrı Mandalina Ağacına Tırmanınca
         İrem Karabaş
         Alakarga yayınları
        
         Sahi onlar hangi zamanlardı? Çamaşırların iplerde unutulduğu, yataklarımızda is ve kurum kokusuna uyandığımız sabahlar. Kızarmış ekmek kokusunda içilen tavşan kanı çayların, o çaylara eşlik eden, babamın “Münevve şu bileziği ver de bozduralım,” sataşmalarının, o sataşmaları her seferinde ciddiye alan annemin “Kefen param,” diye ayak diremelerinin yerini alan; o tatsız tuzsuz sabahlar... Yemeklerin başını beklemek için bir nedeninin kalmadığı, dibi tutmu tencerelerde pişmiş yemekleri, ağzımızda geveleyerek yutmaya çabaladığımız zamanlar.

         İlk öykü kitabını yayınladığımız İrem Karabaş, yalın dili ve özenle seçilmiş cümleleriyle, gündelik hayatın, kopuşların ve savruluşların resmini çiziyor. Karabaş’ın kendi dili ve üslübuyla öykücülüğümüzde iz bırakacağına inanıyoruz.
         (Arka kapaktan)

         Öykü okumayı çok severim. Yazarın ilk öykü kitabıymış bu kitapta. Dilini oldukça akıcı buldum. Bana göre çok çarpıcı öyküler olmasa da güzeldi diyebilirim.
         Alakarga Yayınları’nın kitaplarıyla yeni tanışıyorum. Daha önce yayınevini bilmemem rağmen kitapları elime geçmemişti. Farklı yazarlar okuyabilmek adına birçok kitabını edindim. Okudukça yorumlarımı yazıyor olacağım. Ama genel olarak güzel kitaplar bastıklarını gördüm. Ve bu kapak tasarımları çok hoşuma gitti. Sanırım şimdilerde kapak tasarımları değişmiş ama ben bu sade hallerinden çok hoşlanıyorum. Kısmet olursa bu beyaz kapaklı yayınlarını toplamak isterim.