Wattpad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Wattpad etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Kasım 2016 Cuma

Ateş ve Su




         Ateş ve Su
         İmran Tohumcu
         Epsilon Yayınları

         “Geçmişin izleri yüzünden sevgiye ve aşka inanmayan bir adamla en büyük hayali gerçek bir aşk yaşamak olan genç bir kızın, sırlarla dolu hikayesi.”
     Melisa, 17 yaşında bir lise öğrencisidir. Zorluğa dair hiçbir şey bilmeyen, bu yaşına dek el bebek gül bebek büyütülen, içinde kötülüğe dair hiçbir şey olmayan Melisa’nın hayatı sürekli ev ve okul arasında geçmektedir. Ta ki beklemediği bir anda, tesadüf eseri karşılaştığı bir adam tarafından hayatı tamamen değişene dek. Kendini en büyük hayalinin gerçek olacağı bir masalın içinde sanan Melisa, yaşadıklarının aslında bir rüya olduğunu çok geç olmadan fark edecektir.
      Ateş, 23 yaşında sert mizaçlı bir adamdır. Zoru çok iyi bilen, bu yaşına dek bir şeyleri kazanmak için çabalayan, dünya üzerinde sevgi diye bir kavramın olmadığına inanan soğukkanlı biridir. Kendi geçmişini unutmaya çalışıp yaşadığı izleri hafızasından silmeye çalışırken karşısına çıkan geveze bir kız tüm duygularını altüst eder.
     Birbirine bu denli zıt iki karekter. Onlar Ateş ve Su. Biri yakmak için var. Bir diğeri söndürmek için. Peki bu savaşı hangisi kazanacak? Ya da zoru başarıp, birlikte kazanabilecekler mi?
     “Sana en başında bana göre olmadığını söylemiştim ufaklık.”
      (Arka kapaktan)

         Wattpad’den okuduğum bir kitaptı Ateş ve Su. Severek de okumuştum.
         Melisa’nın şımarıklığına zaman zaman kızsam da ailesi tarafından el bebek gül bebek yetiştirilmesi sebebiydi.
         Ateş, ne kadar sert olsa ve kötü işlere bulaşsa da o da bir zamanlar çocuktu ve masumdu. Çevremden çok tanıdık insanlar gibiydiler.
         Kitap bitince oldukça üzülmüştüm hatta. Maceralı bir aşk hikayesi.



1 Kasım 2016 Salı

Butimar



         
         Butimar
         Sessizliğin Kanatları
         Kaan Murat Yanık
         Kapı Yayınları
        
         Bir tarafta dünya ile arasında ciddi problemler olan, yanlış yüzyılda yaşadığını düşünen, çarşafa bürünüp kadın kılığında İstanbul sokaklarını arşınlayan, hastalarının hayatlarına müdahil olan ve kendi rüyalarını dahi tasarlamaya çalışan bir psikiyatr…
       Diğer yanda ise başka bir yüzyılda akan kırmızı bir hayat: Savaş, aşk, simya, büyü, göç, devrim, sefalet ve dostluk…
        Butimar – Sessizliğin Kanatları, gerçekle hayal arasındaki sınırın silikleştiği bir roman.
        Doğu- Batı, laik-muhafazakâr ve madde-mana çatışmalarıyla örülen bir arka plan…
        Edebiyat dünyasının son yıllarda dikkat çeken ismi Kaan Murat Yanık, hayaller, rüyalar ve halüsinasyonlarla karışık bir belleği, büyülü gerçekçilik akımına da göz kırparak resmediyor. Ve okura akıcı, şaşırtıcı, doyurucu bir roman vaat ediyor.
Butimar’la herhangi bir yerde mahsur kalmak isteyeceksiniz.
“İki husus kafamda dolaşıyordu; ölmek ve delirmek. İki hal de ne hissedilebilir ne de doğrulanabilirdi. Ölmüş ya da delirmiş olabilirdim yani.
Yalnızlığın bilmem kaçıncı evresini yaşadığımı bilmez halde, tamamlanmamış insanları yararak yürüdüm. Otobüsler, tramvaylar, duraklarda bekleyen insanları metal canavarlar suretinde yutup hızla kaçırıyorlardı. Eve girer girmez bir şarkı koydum kendime. Bir daha, bir daha başa sarıp dinledim. Bir tarafım söylemek istediklerimle doluyken, diğer yanım onları yok etmekle meşguldü. Arada kalan bendim ve ufalanıp yok olmamam bir mucizeydi. Bir yanım diğerine şunu söyleyebilmişti en azından, bunu duyabildim… Şarkıyı değil, o şarkıyı ilk dinlediğin zamanki kendini özlüyorsun. O zamana dokunamadığını anlayınca da şarkıyı bir daha dinliyorsun.”
(Arka kapaktan)

Merhabalar,
Bu kitapla bir tanışma hikayem var. Wattpad’den çokça kitap okuyorum ben. Ya da adına her ne denirse işte. Orada bana göre Wattpad’de okuyup okuyabileceğim en naif, en güzel ve en özenli yazılmış kitapla karşılaştım. İsmi “Uçuşan Küllerden Anka Doğmaz”. Bildiğim kadarıyla henüz basılması gibi bir durum söz konusu değil ama ben yine de ondan kitap diye bahsedeceğim. Kitabın yazarı çokça Butimar’dan alıntı yapıyordu kitapta. Ben de daha önce varlığından bile haberdar olmadığım bu kitabın alıntılarını severek okuyordum ve nedense bu kitabın çok eski bir kitap olduğunu düşünüyordum.
Bir gün kitapçıda gezinirken Butimar ile karşılaştım. Hemen elime alıp yazarının hayatını okumaya başladım. Benim sandığım gibi eski bir kitap değilmiş bir kere. 2015 basımı bir kitap ve ESKADER 2015 Yılın En İyi Roman Ödülü’nü almış. Eskisi kadar takip etmediğimden ödüllü kitapları da bilmiyorum artık. Tabii kitabı elime aldığım gibi kasaya gitmem de bir oldu. :)
Gelelim kitaba…
Arka kapak yazısında da bahsettiği gibi gerçekle hayal neredeyse iç içe geçiyor kitapta. Rüyalarını yazan biri olarak bu tür kitaplardan ne kadar hoşlandığımı tahmin edersiniz. :)
Ben psikiyatrı biraz Can Manay’a (Fi-Çi-Pi üçlemesindeki psikiyatr) benzettim ilk başlarda. :) Zaten Uçuşan Küllerden Anka Doğmaz’dan dolayı çok merak ediyordum. Böylece daha da merakımı celbetti.
Butimar’ın mitolojik kuş oluşu ise benim için sevindirici. Sevdiğim şeyleri hayatın içinde görmek hoşuma gidiyor.
Yusuf’un beyni ve kalbindekilerle yürüdüm, büyüdüm, kırıldım, yaralandım ve daha bir çok şey diyebilirim.
Çok etkilendiğim bir kitap oldu. çok uzun zamandır bu kadar etkilendiğim, severek okuduğum bir kitap olmamıştı doğrusu.
O kadar saçma şeyler yaşıyoruz ki hiçbir şey şaşırtmıyor, heyecanlandırmıyor artık bizi.
Bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Uçuşan Küllerden Anka Doğmaz kitabını da okumanızı öneririm. Wattpad ücretsiz bir uygulama. Üye olduktan sonra okuyabilirsiniz.




19 Haziran 2015 Cuma

30 Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor

         


         30 Yaşındaysanız Hayat Gerçekten Zor
         Burçin Çelik
         Postiga Yayınları

         Yirminin coşkusu, yirmi ikinin neşesi, yirmi yedinin sempatisi… Ama otuz! Otuz yani… Hani otuzdan sonrasıydı çabucak geçen, ben yirmilerin nasıl geçtiğini anlayamadım ki daha! Tüm hemcinslerim yaşıyor mu bu buhranı, yoksa yalnız ben miyim dehşete kapılan? Daha otuz yaşımın güzelliğine adapte olamadan hayatın benim için sürprizler hazırladığından haberim yoktu tabi…
         Ah, seslerinizi duyar gibiyim; ne mi oldu? Çok sevgili odun kocam olaylara dahil oldu desem bir şeyler çağrışır mı acaba? Peki ya, yardımcı kadın oyuncu rolünü çakma bir sarışına vermiş desem, şimdi yandı mı ampuller! Durun durun, paniğe mahal yok! Hikayesi tam da aldatıldığı noktada başlayan bir kadın düşünün. Hovardalığın sınırlarında ısrarla gezinen kocasını bir çırpıda boşayan, hamur açarak kendine antidepresan tedavisi uygulayan; otuzunda bıraktığı okuluna dönecek kadar gözü kara; az biraz çatlak; iç sesinin çenesi düşük mü düşük bir Havva kızı…
         Düşündünüz mü? Kim mi o? Bendeniz Nazlı! Tam bu noktada hayallerinizin vücut bulmuş hali olan bir hoca düşünün. O ki; okulda hoca, kızına baba, banaysa kocaman bir çikolatalı pasta! Ya da yok yok, onu düşünmeyin! O kısım bana kalsın. Laf aramızda ben kıskanç bir kadınım! Siz bunun yerine büyümüş de küçülüvermiş, lafı cebinde, elleri belinde, mini minnacık bir Peri kızı ekleyiverin bu hikayeye. Tadımızdan yenmez olduk değil mi! Bence de! Gerisi… Gerisi sayfalarda! Hadi kulak kabartın da bir parça dertleşiverelim!
            (Arka kapaktan)

         Wattpad’de de aynı anda bir sürü kitap okuyorum. Tabii ki huylu huyundan vazgeçmez. Bu kitap da ilk üye olduğum zamanlarda okuduklarımdan ve hatta ilk kitap olanlardan. Ama ben basıldıktan sonra yazmak için bekliyordum. Sonra da benim yoğunluklarım girince araya bu zamana kadar sarktı.
         Arka kapak yazısında olayı özetlediği için bahsetmeyeceğim ama şunu söyleyebilirim ki sürekli kahkaha ata ata en çok eğlenerek okuduğum kitaplardan biriydi. Gülmediğim bölüm yoktu neredeyse!

         Alın, okuyun derim ben. 

Yalnızlık Cesaret İster

         

         Yalnızlık Cesaret İster (Bir Issız Ada Hikayesi)
         Merve Deniz
         İndigo Kitap
        
         Birbirlerine yasladıkları tek şey bedenleri değildi; tüm umutları, umutsuzlukları o gece koyun koyunaydı.
            Issız bir adaya düşseniz yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?
            Başarılı, genç v güzel bir kadın olan Rüya, ta ki aşık olduğu adamla aynı adaya düşene kadar bu sorunun yanıtını hiç düşünmemiştir. Gönlünü, çalışanların “Otoriter Despot” ismini verdiği yönetici Arel Bozan’a kaptıran Rüya, Arel’in kendini fark etmesi için sonsuz bir çaba içindedir, ama ne yaparsa yapsın bir türlü Arel’in dikkatini çekmeyi başaramaz. Çıkacakları Hindistan gezisiyse Rüya’nın son şansıdır: Ya devam edecek ya da vazgeçecektir. Fakat hiçbir şey planladığı gibi gitmez ve kendisini aşık olduğu adamla birlikte ıssız bir adada bulur. Acaba hayatta kalmak için büyük bir mücadele verdikleri bu ıssız adada Rüya, Arel’in duvarlarını yıkabilecek midir?
            (Arka kapaktan)
        
         Bu kitabı Wattpad’den okudum. Sonra da kitabı çıktı. Kitabını almadım henüz.
         Kitaba ilk başlarken “Ya Dünya’ da ıssız, insansız bir yer kalmış mıdır ki?!” diye düşünmüştüm. Sonra öyle çerezlik bir kitap olur diye okumaya devam ettim. Ama bence o kadar da basite indirilebilecek bir kitap değilmiş.
         Bir kere bu ıssız ada olayları falan iyi araştırılmış kitap tarafından. Sonra sadece iki insanını ıssız bir adaya düşme olayı da değil olay. Arka planda bir de Rus Mafyası olayı var ki bu da gayet iyi kurgulanmıştı bence. İlgiyle ve merakla okuduğum bir kitap oldu bu açıdan.
         Rüya ve Arel’in arasındakiler… Yani karşılıksız aşk zor.
         Arel’in o sert görüntüsünün altındaki kırılgan adamdan da hoşlandım. Aslında çok güçlü olduğunu düşündüğümüz insanların da korkuları olduğunu ve onların da insan olduğunu çok güzel işlemiş Merve Deniz.

         Ben sevdim. Denk gelirseniz okuyun derim. (Hala Wattpad’de bölümler duruyor mu bilmiyorum.)